Felsefeye neden ihtiyacımız var?

Sevgili çocuklar merhaba,

Felsefeye neden ihtiyacımız var sorusuna,felsefenin temel sorusu ile başlamalı..‘’Nedir?’’
Öyle ise bu durumda,felsefe nedir?
Benim algıladığım ve bu soruya verebileceğim cevap:Felsefe,doğru soru sorma sanatıdır.Eğer olaylar ve düşünceler karşısında doğru soruları sorarak,sorguluyorsak birey olarak artık eleştirel düşünceye doğru yolculuğa çıkmışız demektir.Duyduğunuz her şey aslında birer düşüncedir.Ancak akşam duyduğunuz bir düşüncenin üzerinde düşünüyorsanız,işte eleştirel düşünce budur.Çünkü artık var olan düşüncenin sindirimini yapıyorsunuz demektir.Fiziksel sindirimde olduğu gibi,düşünce sindiriminde de birey üzerinde düşündüğü düşünce sonunda,kendine faydalı olanı alacak kalanı ise,zihninden çıkaracaktır.İşte bireyde kalan düşüncenin bu kısmına bilgi denilecektir.Bilgi halini alan düşünce bundan sonraki yaşamda sizinle beraber daima kalacaktır.Üzerinde düşünülmemiş bir düşünce, tamamen faydalıda olsa faydasızda olsa,kaybolup gidecektir.Sınav öncesi düşünülmeden ezberlenen,sınavdan hemen sonra unutulan her verinin,unutulma nedeni budur.Eleştirel yaklaşmamaktır.
Görmüş olduğunuz matematik,fizik,kimya,coğrafya,tarih…. derslerinizdeki olguları,eğer felsefi yönden incelemezseniz sadece ezberlemiş olursunuz.Günü kurtarırsınız belki…Oysa ki size sunulan her veriyi,
*Bu bilgi nedir?
*Neyi bilmemiz gerekir?
*Bu bilgi bilinebilir mi,sınırı var mı?
*Gerçek dediğiniz bilgi,gerçekten gerçek midir?
Eğer bu sorgulamaları yaparsanız,bunu öğrenme metodunuzun içine katarsanız,artık sizde kalıcı bilgilenme süreçleri başlar.Böylece formül ezberlemek zorunda kalmadan,nedenlerini anlamış olursunuz.Tabii bu süreçler sizler kadar meslektaşlarım sevgili öğretmen arkadaşlarımında hayatına sokması gereken bir durumdur.Çünkü siz çocukların sorgulamasının önündeki en büyük engel yetişkinlerdir.Bizler bu konuda kendimizi eleştirebildiğimiz ölçüde siz ezberden kurtulur,akademik başarılarınızı perçinlersiniz.Bu konuda ki öğretmenleriniz ve ebeveynleriniz ile işbirliğiniz çok değerlidir.Çünkü biz öğretmenler ve ebeveynler olarak sorularınızı cevaplama sorumluluğuna sahibiz.Eğer cevaplamak yerine kızıyor,hiddetleniyorsak,bilin ki sorunuzu cevaplama kapasitemiz ya da size vercek cevabımız yoktur.Korkmuşuzdur,ama siz pes etmeyin,sormaya,araştırıp,sorunuzun cevabını tüm kaynaklardan bulmaya çalışın derim.
Sorguladıkça derinlemesine düşünür,düşündükçe daha rafine bilgiye ulaşır,kendinize daha çok değer katmış olursunuz.Doğru soru soran birey,daha çok merak eder.Bu merak,bilgi eşliğinde özgürlüğe ve yaratıcılığa götürür.Özgürlük ve yaratıcılık ise ‘’ yaşama sanatı ” treninin vagonlarından biridir.Özgür birey daha çok sanata koşar,sanatla,daha da var olur.Yaşamda var oldukça,başarıdan başarıya koşar.

Sevgilerimle,

Murat Kaçar

SINAV PANİĞİNİZ VE ÖĞRETİLMİŞ ÇARESİZLİĞİNİZ ÜZERİNE…

 

Sevgili çocuklar merhaba,

temponuzun arttığı şu günlerde bazı çocuklarımızda panik olma durumu oluşabilmektedir.

*Acaba yapabilecek miyim?

*Başkaları yapabiliyor,ama ben zaten yapamam.

*İyi okula girmem imkansız,çünkü benim ”geometri,fizik kafam yok!”

*Ben bu kadar zorlanırken bu kadar konu nasıl biter,kesin yapamam ben…

*Benim okulumdan çok daha iyi okullara giden bir sürü öğrenci var.

*Bizim sınıftaki bir çok arkadaşım daha soru sorulurken cevaplıyor,ben sadece bakıyorum..

Yukarıda sıraladığım iç sesinizin söylediklerini çoğaltmamız mümkün.Ancak,bir çoğunuzun iç sesinin nedeni ”size öğretilmiş olan çaresizliktir!”Bu bir çok birey için ne yazık ki çok erken yaşlarda ebeveynler ile başlayan sonrasında öğretmenler ile devam eden olumsuz bir süreçtir.

*Elma soymak isteyen çocuğa,elini kesersin bırak diye kızmak,

*Su içmek istemeyen çocuğa,zorla su içirmek,

*Doyduğunu söyleyen çocuğa,aldırış etmeden zorla yemek yedirmek,

*Çocukları korumak adına yaşama ait tüm sorunları ebeveynin çözmesi,

*Öğretmenlerinin sürekli konuların zorluğundan bahsetmesi,

*Öğretmenlerin cocuklara başarısızlık duygusu yükleyerek başardıklarından çok başaramadıklarını gösterip, cesaretlerini kırmaları gibi..

”İyi niyetle yapıldığından kuşku duymadığım”bu davranışlara maruz kalan  çocuklarımız, birey olabilmeleri için çok önemli olan ”Kendiliklerini” geliştiremedikleri gibi birer yetişkin olup yaşamları içindeki sınavlardan biri olan lise ya da üniversite sınavlarına hazırlık süreçlerinde de kendilerini yetersiz ve zorluklarla mücadelede başarısız hissetmeketedirler.Oysa gözlemlerimizde birçok öğrenci için,bu durum gerçeği yansıtmamaktadır.Öğrenci bahsi geçen iç sesinin oluşturduğu korku sarmalından çıkabilirse olası başarısının önündeki en büyük engel kalkmış olacak belki de..Böyle bir çaresizlik içinde yaptıkları davranış:

*Çalışmayı bırakıp,başarısızlık korkusuna teslim olmak ya da

*Mutlaka bir öğretmenle ve/veya ebeveyn ile sembiyotik ders çalışma ilişkisi kurmak oluyor.

Bu durumdaki bir öğrenci için faydalı çalışma yapmak,artık zora girmiş demektir.Akademik fayda oluşturulsa bile süreçteki  psikolojik zedelenme nedeniyle yaşam başarısına katkı oluşamamaktadır.Oysa bu tür sınavlara hazırlık,aslında yaşama hazırlıktan öte birşey değildir.

Kıymetli öğrenciler,okduğunuz okulları bu kadar değerli kılan şey aslında ‘sizin kıymetli’ oluşunuzdur.Lütfen sizlere unutturulan kendilik değerinize sahip çıkın ve korkmayın!Yaşamınız korkmanız için kısa,yaşamanız için yeteri kadar uzundur.Kazanmadan daha önce,asıl olan, mücadele etmenizdir.Hayatta mücadele ettiğiniz sürece başarma şansınız olabilecektir..Aksi takdirde sahip olduğunuz nesnel varlıklarla kendiliğinizi ortaya koyamayacağınız gibi gelecek yaşamınızı insan bağımlılıklarına açık hale getirmiş olursunuz.

Eğer gerçekten başarmak istiyorsanız,bunu başarmak için kendi hayatınızın dümenine geçip,siz mücadele etmelisiniz..

Tüm çabanıza rağmen süreci tek başınıza yönetmekte zorlanıyorsanız,uzman bir psikolog ya da hekimden öneri almanızı tavsiye ederim.

Unutmayın ki Edison ampulü ilk denemesinde bulmadı 🙂

Yaşam başarınız bol olsun.

Sevgilerimle,

mk