2021 LGS ÖNCESİ VELİLERE…

 

Sevgili Veliler,

Yaşamımızdaki en kıymetli varlıklarınızın çocuklarınız olduğunu çok iyi biliyorum. Çünkü bu duyguyu bir baba olarak fazlasıyla bende hissediyorum.

Sınav süreçlerine hazırlanan çocuklarınızın niyet olarak yanında olduğunuzdan hiç şüphem yok. Ancak burada önemli olan bir konu, çocuklarımızın ne hissettiğidir. Unutmamamız gereken en önemli şey çocuklarımızın da bireysel varlıkları vardır. Sınava çocuğumuzu hazırlarken, ruhsal hayatlarına zarar verememeye dikkat etme sorumluluğumuz ve zorunluluğumuz vardır. Bu evlatlarımızın ileride yaşayacakları hayat ve davranış biçimlerinin hiçbiri tesadüfen olmayacaktır. Çünkü evlatlarımız şu sıralar kendi yaşamlarını inşa etmektedirler. Siz anne, babalar ve biz öğretmenler tabii ki sahiplenmeliyiz. Ancak sahipleri olmadığımızı, onların da bireysel varlıklarının olduğunu hiç unutmamalıyız.

Hazırlık süreçlerinde çocuklarımızın bedenlerinde kendilerinin yaşamalarına müsahade edip, geçmişte türlü gerekçelerle kendi yapamadıklarımızı ya da yaptıklarımızı onlara yüklememeliyiz. Unutmayalım ki ruhları ve bedenleri kendilerine aittir ve aksi durum hayat başarılarını ve mutlu bireyler olmalarını olumsuz etkilemektedir.

Çocuklarımızın sınava gireceği gün;

  • Gerilimden uzak tutmanızı,
  • Aile büyüklerinin kaygı düzeyini artırıcı konuşmalarından uzak tutmanızı,
  • Sınav öncesi gece uyku saati baskısı yapmamanızı,
  • Sınav sabahı,sınav taktikleri verme çabasında olmamanızı,
  • Sınav çıkışı bitmiş sınava ait durum sorgulaması yapmamanızı,
  • Haziran ayında bundan daha önemli bir sınava daha gireceklerini unutmamanızı,
  • Başka çocuklarla ya da kendimizle asla kıyaslanmak istemediklerini,
  • Sen kazansan da,kazanamasan da biz seni seviyoruz.
  • Boşver senin sağlığın önemli cümlelerini duymak istemediklerini bilmelisiniz.

***Her zaman yaptığınız gibi sadece sevginizi göstermenizi öneririm. Sadece sözlerinize değil,gözlerinizin ve bedeninizin ne söylediğine de dikkat edeceklerini unutmamanınızı tavsiye ederim.

Çocuklarınıza güvenmenizi ve asıl kıymetin kendilerinin olduğunu ve hayat  mücadelelerine değer verdiğinizi göstermeniz durumunda çocuğunuz başarıya gidecektir, şüpheniz olmasın.

Bu zorlu yaşam yolculuğunda,evlatlarınıza başarılar diliyorum,

Sevgilerimle,

Murat Kaçar

 

 

NEDEN ÇOCUKLARIMIZI ANLAMAK ZORUNDAYIZ??

Merhaba Küçük Dostlarım ve kıymetli Anne-Babalar,

çocuklarımızın kendilerinin üretiminde,emek harcamayı öğrenmeleri esastır.Bir birey kendi gelişimi adına zaman ve emek harcamazsa,gelişiminin önündeki en büyük engel kendisi olacaktır.Bu durumda sürekli birilerine bağımlı olmak durumunda kalır ki bu hiç istenmeyen bir durumdur.Ancak özgürce kendine yatırım yapıp geliştiren bireyler özgüvene ulaşırlar ve üretken hale gelirler.

Sevgili gençler,sizlerden bu yazı yazma zamanını ve emeğini esirgemeyişimin nedeni ise,her birinizin,hiç bir fark olmaksızın çok ama çok değerli olmasıdır.Çünkü sizler bizim hayatı paylaştığımız,nefesimizi bölüşerek dünyaya getirdiğimiz,sağlığınız ve uzun ömürleriniz için her an iyilikler dilediğimiz, her biriniz biricik evlatlarsınız.İyi ki varsınız,iyi ki bu hayatı sizlerle paylaşıyoruz.

Sevgili çocuklar ve gençler,ben sizinle bu zamanları geçirdiğim için çok mutluyum.Yaşarken,durup sizde,mola verdim,sizlerin gözünden insansızlaşmanın ne demek olduğunu izliyorum şimdilerde..Çünkü temiz olmanın,saflığın,insan olmanın en güzel hatırlatıcısı sizlersiniz.İnsanlığın tenzilatlı satış günlerinde,Büyük Adam’lığın adeta AVM lerde satışa çıktığını ve kapış kapış,düzinelerle alıcı bulduğunu,ama Adam’lığın müşteri bulamadığını,manevi değerlerin reytingi düşük olup,9 taksite bile alıcısı yokken,soytarılıkların peşin paraya hemen satıldığını,reyting rekorları kırdığını en güzel sizlerin pürü pak’lığı  hatırlatır insana…Çocuklarımıza matematik,fen öğretiyoruz da sevgiyi öğretemiyoruz.İletişim çağındayız diyoruz ama,yanımızdaki evladımızla iletişim kuramıyoruz.Telefon sayımız arttı,sabrımız azaldı.Bayramlarda uzun tatillere gidiyoruz yorulmuyoruz,ama sözde kıymet verdiklerimize bayram tebrik sms’inde isim bile yazmaya yoruluyoruz ,toplu sms atıyoruz.İletişim çağındayız ya;konuşmaktan utanıyoruz,ama kandilde,cumada zahmet edip iki tane güzel söz yazmaktansa,resimli hazır mesaj göndermekten utanmıyoruz.Paramız arttı,varlığımız azaldı.Uçağa binip kıtaları aşıyoruz,ama önyargılarımızı aşamıyoruz.Evlerimizin oda sayısıyla,evdeki televizyon sayısı arttı,değerlerimiz azaldı.Dolaplarımız elbiseyle doldu,vicdanlarımız boşaldı.Kin ve nefretimiz arttı,duygumuz,düşüncemiz azaldı.Paramızın değeri arttı,ahlakımızın değeri azaldı.Arabalarımızın modeli yükseldi,ilişkilerimizin değeri düştü.Bileğimize kadar denize girip ıslanıyoruz farkında değiliz,ama şemsiye tutup sözüm ona kafamızı ıslatmıyoruz…İşte bu çarpıklıkları,her fırsatta gençleri eleştiren ve kendilerinin mükemmel olduğunu zanneden koca koca insanlar yapıyor..Değerli çocuklar,gençler duygularınız,düşünceleriniz o kadar değerli ki,sakın içinizde tutmayın, paylaşın,yanınızdayız.Hata yapmaktan çekinmeyin.Hepimiz,bende,annenizde,babanızda hata yaptık,yapıyoruz da..Alın size yetişkinlerin yaptığı onca hatayı yazdım yukarıda.Ancak biz biz olalım,bizi biz yapan değerleri asla unutmayalım küçük dostlarım.

Sizlerle çalışırken bende bilmediğim bir çok şeyi sizin tutacağınız ışıkla öğreniyorum.Birlikte geçirdiğimiz zamanlardaki susma hakkınızı kullanmakla,bizlerin içindeki anlayanlara o kadar büyük cevaplar vermiş oluyorsunuz ki,bunun altında ezilmekten kurtulamıyoruz.Yine basite kaçıp sizleri suçlayarak,iletişim kuramıyorlar diyoruz da,hala biz neyi beceremedik de bu kadar susarak ,en büyük cevabı veriyorlar deme cesaretini ortaya koyamıyoruz.Evet siz susarak yetişkinlere verdiğiniz kocaman cevapla sizleri ne kadar da boşladığımızı bana öğretiyorsunuz.Bende,sizlerle deneyimlerimi paylaşarak,sizlere ışık tutmaya çalışıyorum.Nefesim bende oldukça,sizden genç bir bireyin algısını öğrenmeye,bende size,bu hayatta sizden daha fazla yaşamış birinin bedeli ödenmiş tecrübelerini anlatmaya devam edeceğim.Bu ilişki,sizlerde ben bu hayattan ayrıldıktan sonra bile kalacaktır.Çünkü yaşayan şey insanlar değil,ilişkilerdir aslında.Yaşayacağımız bu güzel ilişkileri, ben hayatta olduğum sürece hissedeceğim.Ama siz gençler,kuşkum yok ki ben bu hayattan ayrıldıktan  sonra bile bu kurduğumuz değerli,faydalı ilişkiyi yaşamaya devam edeceksiniz.Hayal etiğiniz güçlü,teknolojik yarınlara iyi eğitimli,donanımlı,farkındalığı olan,değerlerine sahip çıkan bireyler olarak koşacaksınız.

Kıymetli olduğunuzu sakın hiç unutmayın!!!Sizler kendinize kıymet vermezseniz,size başkaları hiç kıymet vermez.Öğrenmeye ve öğretmeye devam,güzel verimli yorgunluklar olsun yeter ki..

Hepinizi hiç bir önyargı olmadan  çok seviyorum.En yakın zamanda görüşmek üzere,düşüncelerinizi yazmanızı bekliyorum.

Hayatınıza yıllar eklerken,yıllarınıza hayat eklemeyi sakın unutmayın.

Sevgilerimle,

Murat Kaçar

 

Sanatla Bilim ve Teknolojinin İç İçeliği

Sanat ile bilimin yan yana duruşunu anlayabilmek için sanat, zanaat kavramı ile bilim kavramına bir arada bakmamız gerekli diye düşünüyorum.

Zanaat, yaklaşık sınırları, şekli ve ürünü daha önceden belirli olan bir fiziksel çalışmayı çokça tekrarlamanın sonucu, görüntüde kusursuz yapma işidir. Burada ustalık ön plana çıkar. İyi zanaatkâr olmak için çok ince, hassas bir işçilik gerekir. Bunun için ise yıllar yılı emek birikimi şarttır. Çünkü yapılan iş, artık bedenin bir refleksi haline gelmelidir. Ancak ortaya çıkan maddesel ürünün estetiği, zanaatkâra ait değildir. Zanaatkâra ne yapması, ne kadar yapması daha önceden bir başkası tarafından verilmiştir. Zanaatkâra kalan, el emeği, göz nuru ve ustalıktır. Bunlar zanaatkârlık için azaltıp, küçültemeyeceğimiz kadar önemli kazanımlardır. Zanaat, üretimin en önemli detaylarından biridir.

Sanat, sınırları sanatçının hayal sınırları kadar geniş olan, sınırlanamayan bir dünyada, üretenin kendi eleştirel düşüncesinin sevk ve idaresinde, bakmanın ötesinde “görme”, işitmenin ötesinde “duyma” işidir. Sanatın doğası yaratıcılıktır. Dehası, herkesin baktığı dünyaya bakıp, herkesin görmediğini görebilmektedir. Bu nedenledir ki zanaatkârın ürünü, maldır; sanatçının ürünü eserdir. Eseri ortaya çıkaran ise fotoğraf sanatçısı için mercek değil, merceğin arkasındaki gözdür. Çünkü gören, yorumlayan gözdür. Heykeltıraş için iyi keski değil iyi bir hayal, gördüğünü yorumlamadır, eleştirel görgüdür. Şairin bilgisayarının önemi yoktur. Duygusuyla yorumladığı dünyasıdır yazdığını eser kılan. Bu örnekleri artırabiliriz.Zanaatkârların hayatımızdaki yeri tartışmasız çok önemlidir. Ancak sanatçılarımızın önemi ise vazgeçilemez olmalarıdır. Toplumlar için sanatçıların vazgeçilemezlikleri fiziksel varlıkları değildir. Tabii ki onlarda bedenen fanidirler. Bu tartışmasız gerçektir. En az bunun kadar net başka gerçek ise onların vazgeçilmezliğinin dünyayı farklı gören hayal güçleri ve yaratıcılıklarının dehlizlerindeki sınırsız derinlikte bulunan eleştirel düşünceleridir.

Bilim, akıl yoluyla açıklayabileceğimiz, mutlak doğrunun olmadığı, merakın, hayal gücünün, eleştirel düşüncenin hakim olduğu; değişebilen, dönüşebilen, bakılanın ötesinde görebilmenin, algılayabilmenin hüküm sürdüğü olaylar bütününün tümüdür. Öyle ise bilimde asıl olan hayal edip, merak eden, sorgulayan, düşünceyi eleştirerek bilgiye dönüştüren ve bilgiyi ise katma değeri yüksek teknoloji olarak hayata sokan insanlara ihtiyaç var demektir. İşte bilim ve teknolojinin ayrılmaz bir bütün oluşu bundandır. Sanat ve sanatçıya maddi ve manevi yatırım zorunluluğumuz ve sorumluluğumuz bundandır. Eğer sanat alanında çocuklarımıza yatırım yapmamış olursak ancak üretimine katılamadıkları ileri teknolojinin tüketicisi olmanın ötesinde en iyi ihtimalle zanaatkârı olan montaj teknisyenlerini yetiştirebiliriz.​

Çocuklarımıza yalnızca matematik ve fen ezberleterek teknoloji üretmelerini beklemek ancak biz yetişkinlerin hayali olmanın ötesine geçemez. Bu durum ise çocuklarımızın geleceğini engellemektir. Oysa yapacağımız en önemli yatırım, gelecek ileri teknolojilerin, yapay zeka süreçlerinin, robotların atası, bugünün sanatla beslenmiş bilimini, matematiğini, fenini kuluçkaya yatırdığı hayallerinde kullanmaya hazırlanan, teknolojiyi yalnızca tüketmeyen, üretimine katılan, dünyada varlığını ürettikleri ile ortaya koyan, böylece özgüveni yüksek olacak çocuklarımızdır.

Sizin ürettiğiniz teknolojik yarınlara ulaşmak için unutmayalım ki:

“Bugün, dünden sonradır ama yarından öncedir.”

Murat KAÇAR

YKS 2021 İÇİN NASIL ÇALIŞILMALI??

 YKS sınavında başarı elde etmek isteyen öğrenciler,mutlaka yenilenmiş soru formatları içeren test kitaplarını kullanmalıdırlar.Çünkü son 4 yıldır yapılan sınavlardan anlaşılacağı gibi,geçmiş soru modellerini çalışan öğrencilerin yeni sınav soru tipleri karşısında başarı sağlamaları oldukça güç görünmektedir.YKS sınav soruları , LYS den çok farklı karakterde olacaktır.Bilgi yönü çok ağır basan sorular YKS için elverişli olmaktadır.

MEB kitaplarının konulara giriş bölümlerini,tek sayfalık anlatım parçalarını,günlük yaşamdan örneklenmiş bölümleri kesinlikle  defalarca okumanızı ve anlamanızı öneririm.Hiç soru çıkmadı klasiği ile hiçbir bölümü atlamamanızı,kesinlikle her alanı iyice gözden geçirmenizi öneririm.Çok kısa bilgi içeren yeni müfredat içeriklerinden özellikle de bunların temel kavramlarından mutlaka soru sorulacaktır.Örneğin evrenin sürekli genişlediğini hangi fizik yasaları kanıtlar? gibi temel kavram sorularına alışık olmalısınız.Paradigma nedir,teori nedir,toplumun etkisi,adetlerin etkisi bilimde önemli midir gibi çalışma alanlarını mutlaka iyi çalışmalısınız.Atom altı çalışma alanlarını iyice çalışmalısınız.Kimyadaki bilim insanlarını,neler yaptıklarını,deneylerin ne olduğunu bilmenizde fayda vardır.Biyoloji adına sistemlerdeki tüm derin bilgi hakimiyetinizi hiç aksatmayın.Geometride ve matematikte yeni nesil sorular içeren testler sizlerin başarısını üst sevilere taşıyacaktır.Coğrafyada ve edebiyatta net bilgi sorularının zorluğuna önlem olarak müfredat kitaplarının detaylarına hakimiyeti bırakmayınız.Mayıs ayı itibari ile her gün en az bir tane ilgili alan deneme sınavı çözmek suretiyle hem tekrar yapmalı hem de eksiklerinizi tespit edip zaman yönetiminizi geliştirmelisiniz.

YKS sınavları iyi çalişan bir aday için daha rahat geçecektir.Çünkü adaylar kuvvetli oldukları alanlar dışında soru çözmeyecekleri için hazırlığa ve sınava daha iyi konsantre olacaktır.

Tüm adaylara çalışmalarında kolaylıklar dilerim.

Murat Kaçar

                                   “BAŞARANLAR DENEMEKTEN ASLA VAZGEÇMEYENLERDİR.”