Warning: "continue" targeting switch is equivalent to "break". Did you mean to use "continue 2"? in /home/muratkacar/public_html/wp-content/plugins/revslider/includes/operations.class.php on line 2715

Warning: "continue" targeting switch is equivalent to "break". Did you mean to use "continue 2"? in /home/muratkacar/public_html/wp-content/plugins/revslider/includes/operations.class.php on line 2719

Warning: "continue" targeting switch is equivalent to "break". Did you mean to use "continue 2"? in /home/muratkacar/public_html/wp-content/plugins/revslider/includes/output.class.php on line 3615

Deprecated: Function create_function() is deprecated in /home/muratkacar/public_html/wp-content/plugins/revslider/includes/framework/functions-wordpress.class.php on line 258

Deprecated: Unparenthesized `a ? b : c ? d : e` is deprecated. Use either `(a ? b : c) ? d : e` or `a ? b : (c ? d : e)` in /home/muratkacar/public_html/wp-content/plugins/js_composer/include/classes/editors/class-vc-frontend-editor.php on line 644

Deprecated: The each() function is deprecated. This message will be suppressed on further calls in /home/muratkacar/public_html/wp-content/plugins/js_composer/include/classes/core/class-vc-mapper.php on line 111

Warning: Cannot modify header information - headers already sent by (output started at /home/muratkacar/public_html/wp-content/plugins/revslider/includes/operations.class.php:2715) in /home/muratkacar/public_html/wp-includes/feed-rss2.php on line 8
GSM | 0533 724 2974 https://muratkacar.com Size telefonunuz kadar yakınız. Sun, 31 Oct 2021 07:31:02 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.2.9 https://muratkacar.com/wp-content/uploads/2021/10/cropped-F891192B-582E-47B2-8AD6-0C322B0A0340-1-32x32.jpeg GSM | 0533 724 2974 https://muratkacar.com 32 32 Öğrenci Dinlediği Ders Verilerini,Sınav Kağıdına Nasıl Taşıyor? https://muratkacar.com/ogrenci-dinledigi-ders-verilerini-sinav-kagida-nasil-tasiyor/ https://muratkacar.com/ogrenci-dinledigi-ders-verilerini-sinav-kagida-nasil-tasiyor/#respond Mon, 25 Oct 2021 14:42:57 +0000 https://muratkacar.com/?p=3378 Sevgili Dostlar merhaba, öğrenci derste dinlediklerini,gördüklerini önce kısa süreli bellek(KSB) transfer merkezine alır.KSB bölümünün veri depolama kapasitesi ve süresi çok düşüktür.7bit kapasite alanında 2-400 milisaniye KSB de kalabilen veriler,hemen uzun süreli bellek (USB) dediğimiz çok çok büyük depo merkezine transfer edilir.Süresiz burada kalabilir. USB de bulunan bilgi,sınav anında tekrar çıkış transfer merkezi olan KSB bölüme …

The post Öğrenci Dinlediği Ders Verilerini,Sınav Kağıdına Nasıl Taşıyor? appeared first on GSM | 0533 724 2974.

]]>
Sevgili Dostlar merhaba,

öğrenci derste dinlediklerini,gördüklerini önce kısa süreli bellek(KSB) transfer merkezine alır.KSB bölümünün veri depolama kapasitesi ve süresi çok düşüktür.7bit kapasite alanında 2-400 milisaniye KSB de kalabilen veriler,hemen uzun süreli bellek (USB) dediğimiz çok çok büyük depo merkezine transfer edilir.Süresiz burada kalabilir.

USB de bulunan bilgi,sınav anında tekrar çıkış transfer merkezi olan KSB bölüme alınır.Buradan sınav kağıdına transfer edilir.Sistem bu şekilde çalışmaktadır.

Öğrencinin kaygı,kaygıdan kaynaklanan stresi ve stresin tetiklediği panik,KSB bölgesine yerleşir.Saten depolama kapasitesi düşük olan bu bölgede gereksiz yer işgal eder.Veri-bilgi transferine kalan yer azalmış olur.Böylece ders çalışma anında açığı ek saatler çalışarak kapatıp USB’i dolduran öğrenci,sınav anında ek zaman şansına sahip olamadığı için transferi verilen sürede tamamlayamaz.Böylece aslında hepsini biliyordum ama yapamadım,diyerek sınavdan çıkar.Hatta sınav çıkışı yolda soruların cevaplarını bulmaya başlar ve üzülür.

İşte bu nedenle,sınav paniği sorununu daha fazla deneme çözdürerek çözümlemeniz her zaman mümkün olmayabilir..Çözüm,öğrencinin psikososyal olarak kaygı nedenini bulup ,bertaraf etmekle mümkün olur.

Murat KAÇAR

The post Öğrenci Dinlediği Ders Verilerini,Sınav Kağıdına Nasıl Taşıyor? appeared first on GSM | 0533 724 2974.

]]>
https://muratkacar.com/ogrenci-dinledigi-ders-verilerini-sinav-kagida-nasil-tasiyor/feed/ 0
NEDEN KİTAP OKUMALIYIZ / 3 ?? https://muratkacar.com/kitap-okumaliyiz-3/ https://muratkacar.com/kitap-okumaliyiz-3/#respond Tue, 12 Oct 2021 07:39:00 +0000 https://mtkegitim.com/?p=2619 Sevgili Ebeveynler Merhaba, İnsan gelişimindeki önemli evrelerden biri 0-3 yaş aralığıdır.Beynin gelişiminin yüzde 90’lık bölümü bu aralıkta gerçekleşmektedir.Çocuklarınızın ileriki yaşlarında zeka,akademik başarı ya da bireysel varlıklarının inşası için bir şeyler yapmak istiyorsanız,bu aralıkta çocuklarınıza emek harcamak zorundasınız.Kuşku yok ki her anne baba çocuğunun karnını doyuruyor,altını temizliyor.Ama bu yalnızca fiziksel bedeni ayakta tutar. Peki ne yapmalı …

The post NEDEN KİTAP OKUMALIYIZ / 3 ?? appeared first on GSM | 0533 724 2974.

]]>
Sevgili Ebeveynler Merhaba,

İnsan gelişimindeki önemli evrelerden biri 0-3 yaş aralığıdır.Beynin gelişiminin yüzde 90’lık bölümü bu aralıkta gerçekleşmektedir.Çocuklarınızın ileriki yaşlarında zeka,akademik başarı ya da bireysel varlıklarının inşası için bir şeyler yapmak istiyorsanız,bu aralıkta çocuklarınıza emek harcamak zorundasınız.Kuşku yok ki her anne baba çocuğunun karnını doyuruyor,altını temizliyor.Ama bu yalnızca fiziksel bedeni ayakta tutar.

Peki ne yapmalı Anne Babalar?

Çocuklarına kitap okuyarak onlarla diyalog süreci geliştirmelidir.Bu yaşlarda çocuklarınıza okuyacağınız kitaplar onların kelime hazinelerini geliştiriyor.Kitap ile büyüyen çocukla,kitapsız büyüyen çocuk arasındaki fark,ileriki yaşlarda kapanmıyor.Hatta uçurum daha da derinleşiyor.Okul öncesi daha çok kelimeye aşina hale gelen çocuğun,öğretmeni anlama eğilimi daha fazla oluyor.Öğretmenin söylediğine aşina olan çocuk yaşama ve öğretime daha önde başlıyor.Bu kelime kaynaklı anlama farkını,ne yazık ki ileriki yaşlarda herhangi bir okulun kapatması mümkün olmuyor.Çünkü,beyin gelişiminin çok büyük kısmı 0-3 yaş arası tamamlanıyor..Ve okuma orijinli çocuklar üniversiteye daha rahat girebiliyor.Yaşama daha çabuk entegre olabiliyorlar.Sizleri Dünya çapında yapılan bilimsel araştırma detaylarına sokmak istemiyorum.Ancak çocuklar üzerinde yapılan tüm araştırmalar,zeka ve başarı gelişiminin çocukların maddi durumlarından bağımsız olarak okuma ve kelime hazinesi gelişimi odaklı  olduğunu kanıtlıyor.

Bahsi geçen konuyu sağlamlaştıran bir test sonucu da,3 yılda bir yapılan Pısa Testidir.Son testin sonuç raporuna göre Türk Öğrencilerin ana dillerinde okuduğunu anlama becerisi,yaklaşık 70 ülke arasında 40’lı sıralardadır.Bu sonuç,kelime hazinesi darlığının çarpıcı sonucudur.Bu sonucun yorumuna göre,  Dünya teknoloji düzleminde rekabet etmek istiyorsanız,çocuklarınızın tahsilli ve önemli işlere imza atmasını istiyorsanız,bebeklerinizin erken yaşlarında,onlarla birlikte kitap okumalısınız.Çocuklarınızı biberonlarının yanında,kitapla da besleyerek büyütmelisiniz.

Düşünün ki dilini az bildiğiniz bir ülkede,o ülkeye ait lisanda günlük kelime bilgisiyle iş bulma ve o toplumda yukarılarda yer bulma şansınız ne kadarsa,okuma üzerinden kelime hazinesi gelişememiş bir gencin kendi ülkesinde gelecek bulabilme imkanı da o kadardır.

Bilmelisiniz ki,hiç bir başarı tesadüfen ortaya çıkmıyor!Emekle,akılla yoğrularak ortaya çıkıyor.Üzerinde eleştirel olarak düşünmeniz önerisiyle..

Sevgiyle,kitapla kalın..

Murat Kaçar

 

 

 

The post NEDEN KİTAP OKUMALIYIZ / 3 ?? appeared first on GSM | 0533 724 2974.

]]>
https://muratkacar.com/kitap-okumaliyiz-3/feed/ 0
Yüz Yüze Eğitim.. https://muratkacar.com/yuz-yuze-egitim/ https://muratkacar.com/yuz-yuze-egitim/#respond Thu, 07 Oct 2021 14:52:14 +0000 https://mtkegitim.com/?p=2843 Kıymetli Veli ve Gençler merhaba, Covid-19  tedbirlerine ait yönergelere uymanızı önemle rica ediyoruz.Bu tedbirler sayesinde 2021/2022 Öğretim yılını yüz yüze bitirmeyi hedefliyoruz. Belirti algıladığınızda riske  girmemek adına,durumunuzu yöneticimizle paylaşmanız çok değerlidir.Bu durumda öğrencimizin dersinden geri kalmayacaktır.Evinden kendi sınıfındaki derse online girebilme altyapısı hazırlanmış olup,ders kaybı engellenmiştir.Canlı yayınla sınıfına bağlanabilmektedir. Sınıf ve ders düzenimiz elektronik donatılar …

The post Yüz Yüze Eğitim.. appeared first on GSM | 0533 724 2974.

]]>
Kıymetli Veli ve Gençler merhaba,

Covid-19  tedbirlerine ait yönergelere uymanızı önemle rica ediyoruz.Bu tedbirler sayesinde 2021/2022 Öğretim yılını yüz yüze bitirmeyi hedefliyoruz.

Belirti algıladığınızda riske  girmemek adına,durumunuzu yöneticimizle paylaşmanız çok değerlidir.Bu durumda öğrencimizin dersinden geri kalmayacaktır.Evinden kendi sınıfındaki derse online girebilme altyapısı hazırlanmış olup,ders kaybı engellenmiştir.Canlı yayınla sınıfına bağlanabilmektedir.

Sınıf ve ders düzenimiz elektronik donatılar sayesinde canlı yayına uygun hale getirilmiştir.

Bilginize sunar,başarılı bir yıl dilerim..

Murat Kaçar

The post Yüz Yüze Eğitim.. appeared first on GSM | 0533 724 2974.

]]>
https://muratkacar.com/yuz-yuze-egitim/feed/ 0
KAYBETMEYİ, KAYBETMEMEK!!! https://muratkacar.com/kaybetmeyi-kaybetmemek/ https://muratkacar.com/kaybetmeyi-kaybetmemek/#respond Tue, 21 Sep 2021 09:25:42 +0000 https://mtkegitim.com/?p=2426 Sevgili Dostlar merhaba, yaşamdaki kavramlar çok değerlidir.Bir bireyin yaşamını inşaa ederken en kıymetli kılavuzu,kavramlar üzerinde düşünme olacaktır.Bir gencin kavram üzerinde düşünce emeğini esirgememeyi öğrenmesi,kendisinin neden sonuç ilişkisi oluşturması açısından hayatidir. Sizlerle ”KAYBETME” kavramı üzerinde tartışmak istiyorum. Günümüz popüler kültüründe kaybetmemek üzerine kurulu bir algı söz konusudur.Bu durum toplumsal yapımızı o kadar kuşatmaktadır ki,çocuklar,gençler hatta yetişkin,iyi …

The post KAYBETMEYİ, KAYBETMEMEK!!! appeared first on GSM | 0533 724 2974.

]]>
Sevgili Dostlar merhaba,

yaşamdaki kavramlar çok değerlidir.Bir bireyin yaşamını inşaa ederken en kıymetli kılavuzu,kavramlar üzerinde düşünme olacaktır.Bir gencin kavram üzerinde düşünce emeğini esirgememeyi öğrenmesi,kendisinin neden sonuç ilişkisi oluşturması açısından hayatidir.

Sizlerle ”KAYBETME” kavramı üzerinde tartışmak istiyorum.

Günümüz popüler kültüründe kaybetmemek üzerine kurulu bir algı söz konusudur.Bu durum toplumsal yapımızı o kadar kuşatmaktadır ki,çocuklar,gençler hatta yetişkin,iyi öğretimli bireyler bile kazanma bağımlısı haline dönüşebiliyorlar.Küçücük bir çocuk bakıyorsunuz ki parkta oyunu kaybetmeyi başaramadığı için arkadaşıyla kavgaya tutuşuyor,hatta küsüyorlar birbirlerine..TEOG sınavı,üniversite sınavı hepsi aynı travmatik durumu oluşturuyor.TEOG da full+full yapmadığınızda iyi bir okula girmek hayal oluyor diyerek,daha 6,7,8.sınıfa giden minicik beyinlere asla kaybetme lüksün yok deniyor.Veli ya da öğretmen tarafından,bu hayatta ”Büyük Adam” olmak için,sıfır hata yapman lazım pompalanmaktadır. Ya ”Adam” olmak için kaç yapmak lazım acaba?Bu pek bahsedilmez genelde,neden?Çünkü kervan yolda düzülür,hele bir kazansın sonra bakarız durumudur bu.Oysa anne sütü,bir çocuğa 0-6 ay arası verilirse,ilaçtır.Ama 5 yaşında verilirse,musluk suyundan farkı yoktur.Yani doğru zamanda doğru değeri vermek önemlidir,yoksa değer,değer olmaktan çıkar..İşte bu algı içinde kazanmak için öğretildiği yanılgısına düşülen,sadece ezberden öteye geçemeyen matematik,fen vs derslerdeki veriler ne yazık ki bilgiye dönüşemeden unutulup yok olup gitmekte.Çünkü amaç sindirmek,anlamlandırmak ve hayata entegre etmek yerine sınavı kazanmak,kaybetmemek!Bunun doğal sonucu olarak ülke olarak istenen başarı da hayal olmakta,çocuklarımız yüksek teknolojiye ne yazık ki istenen süratte ulaşamamaktadır.Diplomalı bilgisizler topluluğunu oluşturmaktadır.Çünkü sınav süreçlerinde sadece verileri ezberlemekte olup asla,veriler üzerinde düşünme eylemi için emek harcamamaktadırlar.Enerjilerini,kof ezberleme için harcamaktadırlar.Bu durumda veri bilgiye dönüşememekte ve silinip gitmektedir.Sonuç olarak çocuk diplomaya ulaşıp,bilgiye ulaşamamaktadır.Bu durum,istihdamda gencin önündeki engel halini alıyor..Çünkü nitelikli iş gücüne katma değer yaratacak eleman olmaktan uzaklaşıyor.

Gençlerimize bakalım.Birbirleri ile  spor adına savaş eder hale geliyorlar.Spor neydi acaba diye düşündüğümüzde,aslında insanın ruh ve beden sağlığı açısından kıymetli,sosyolojik açıdan ise barışı,dostluğu geliştirecek,sağlamlaştıracak faaliyet ve organizasyonların bütünüdür.Oysa okullar arası müsabakalara baksanız,çocuklar birbirini hastanelik ediyor,kulüpler arası olana baksanız birbirlerini tokatlıyor,bıçaklıyor,hatta öldürüyorlar.Uluslararası yarışmalar deseniz,doping denen zehirli kimyasallarla gençler zehirleniyor,hayatlarını kazanma uğruna heba ediyorlar.Sorumsuzluk kazanma adına almış başını gidiyor.Kazanma adına ölümle raks ediyorlar.Koca koca bireylerin nasılda insansızlaştığını görüyorsunuz.

Gelin TV yarışmalarına ha keza..Kazanma adına her türlü fiziki,sözlü ya da manevi şiddet insanları boğuyor.Çünkü kazanan şu kadar para ödülü,bir dizi oyunculuğu ya da görsel dünyada bir figüranlık hayalinde..Oysa karşılığında ödedikleri bedel ise,hayatları.Çünkü yaşanan ruhsal çöküntü sonucu,aslında daha fiziken ölümle tanışmadan,bedenleri ruhlarının mezarı haline dönüşmekte.Boyutlarını kaybettikleri açık hava mezarının içinde kazanma oyununda köşe kapmaca oynuyorlar,ama farkındalıkları yok.Neden?Çünkü sadece kazanmaya programlanan beyinleri,kaybetmeyi bilmiyor.

Dostlarım,bir insanın en önemli güçlerinden biri kaybetmeyi başarmasıdır.Her kayıp,başarısızlık değildir.Başarısızlık,kaybetmeyi kaybetmektir.”Kaybetmeyi,kaybetmek demek;insanı insan yapan tüm değerleri kaybetmektir.”Bu durumda bireyin varlığından söz etmek söz konusu dahi olamaz.Öyle ise,kazanma adına yapılan değer yitimlerinin bedelleri hayatın yılları ile ödenmekte olup,an evvel bunun farkındalığını tüm çocuklara öğretmeliyiz/öğretmelisiniz.

Sevgilerimle,

Murat Kaçar

 

The post KAYBETMEYİ, KAYBETMEMEK!!! appeared first on GSM | 0533 724 2974.

]]>
https://muratkacar.com/kaybetmeyi-kaybetmemek/feed/ 0
NEDEN KİTAP OKUMALIYIZ ? / 2 https://muratkacar.com/neden-kitap-okumaliyiz-2/ https://muratkacar.com/neden-kitap-okumaliyiz-2/#respond Mon, 06 Sep 2021 07:32:22 +0000 https://mtkegitim.com/?p=2572 Sevgili Dostlarım merhaba, yazımızın 2.bölümüne de başlamak istediğim konu kitap okumanın dilimizi nasıl geliştireceğidir. Kitap okurken zaman zaman bilemediğimiz kelimeler,atasözleri,deyimler vs ile karşılaşabiliyoruz.Bu durumlarda dönüp bunlarla ilgili araştırma yaptığımızda sadece sözcük hazinemiz genişlemekle kalmıyor,aynı zamanda  bunları doğru yerlerde kullanmayıda öğreniyoruz.İyi bir okuyucu olduğunuzda  görürsünüz ki,kelimeleri uygun kombinasyonlara alara,yani işin matematiğini yani doğru dizilişleri yaparak konuyu …

The post NEDEN KİTAP OKUMALIYIZ ? / 2 appeared first on GSM | 0533 724 2974.

]]>
Sevgili Dostlarım merhaba,

yazımızın 2.bölümüne de başlamak istediğim konu kitap okumanın dilimizi nasıl geliştireceğidir.

Kitap okurken zaman zaman bilemediğimiz kelimeler,atasözleri,deyimler vs ile karşılaşabiliyoruz.Bu durumlarda dönüp bunlarla ilgili araştırma yaptığımızda sadece sözcük hazinemiz genişlemekle kalmıyor,aynı zamanda  bunları doğru yerlerde kullanmayıda öğreniyoruz.İyi bir okuyucu olduğunuzda  görürsünüz ki,kelimeleri uygun kombinasyonlara alara,yani işin matematiğini yani doğru dizilişleri yaparak konuyu gündeme alıyorsunuz.Bu durumda kendinizi ifade etme ya da karşınızdakinin sizi anlama oranı artmaktadır.İşte günümüz insanı okumayı bir angarya gibi görüp,ne gerek var diye düşünürken,anlama ya da anlatabilme yeteneğini zayıflatmaktadır.Bu ise orta vade de iş arayışında olan gençler için önemli sorun yumağı oluşturuyor.Üretken bir çalışma ve iş gücü yaratabilmek için,anlamak,anlatabilmek esastır.Bunun temeli ancak okuma ile atılabilir ve inşaa edilebilir.Aksi durumda ne iyi memur ne de iyi bir yönetici olabilirsiniz.Tüm bunlar için iletişim esastır.İletişim için gelişmiş,geniş perspektifli dil esastır.Dilin geniş çerçevesi ise okuyarak hayata geçirilebilir.Yoksa elinizdeki teknolojik oyuncaklarla değil.İletişim için öncelik insandır.İletişim cihazları sadece bir araçtır.Ancak aracı kullanacak insan.Eğer insan aracı doğru kullanmazsa ne yazık ki,aracın kullanımı amacına ulaşmaz,ulaşamaz.Eğer iletişimi yalnızca cihaza bırakırsanız,cihazın ya da cihazı hazırlayanın istediği kadar iletişim gerçekleşir.Asıl olan ise,sizin istediğiniz kadar gerçekleşmesidir.

İnsanlar okurken,okudukları kitabın öznesi olurlar.Yani o kitaptaki baş kahramanın yerine kendilerini koyarlar.Bu istem dışı gerçekleşir.Bu durumda ise,olan biten olaylar örgüsünde,kendilerini düşünürler.Acaba ben olsam ne olurdu,ne yapardım gibi uzayıp gidecek sorgulamalar başlar.Kendilerinin yaşam öykülerine benzeterek ilerleyenler olabilir.Hepsinde ortak payda ise,düşünme eyleminin gerçekleşmesidir.Okumanın en temel amaçlarından biridir düşünme eylemini hayata geçirmek.Hatta içinden çıkılamayan durumlar olabilir.Bu anlarda ise,üzerinde çalışma,araştırma ya da başkaları ile tartışma yaratarak olaylar örgüsünü enine boyuna analiz etme durumu ortaya çıkar.İşte tüm aktiviteler,bireyin inşasında çok ama çok önemlidir.Bizi asıl geliştiren budur.İnsanlar bu okumaları yapmayarak yaşam başarısı elde etmeyi nasıl hayal edebiliyorlar anlamakta güçlük çekiyorum hatta anlayamıyorum çoğu zaman..Ama hadi oradan,hiç okumadan bir sürü para kazanan derseniz,susma hakkımı kullanmak istediğimi belirtirim.

Çünkü,’‘Bazı insanlar kazandıkları paralarını harcar,bazı insanları da kazandıkları para harcar.”diye düşünüyorum.

Tüm bunlara değinmişken konu,her kitabı okursak olur mu sorusuna getirir beni..Tabii ki hayır.Çünkü her işte olduğu gibi,kaliteli okuma yaparsanız bahsi geçen noktaları yakalayabilirsiniz.İçi bomboş pembe,beyaz,mavi gibi anlamamın mümkün olmadığı kitap dizileri,yazlık kitaplar diye satılan ”Ne demekse yazlık kitap??” Bu nedenle okuduğunuzda sizi,hayatın içine alacak,düşündürecek bir kitap,en doğru kitap olacaktır.Ne yazık ki ülkemizde akademisyenler bile okudukları ve okuttukları ders kitaplarını,akademik kaynakları okuyarak kitap okudukları yanılsamasına kapılıyorlar.Elinize geçen her kitabı okumanız,yemek yerine abur cubur tüketmenizden farksızdır.Abur cubur tüketimin ise insan sağlığını nasıl bozduğu korkunç bir gerçektir.Öyle ise,abur cubur kitaplarında yaşam sağlığınızı bozacağı başka bir gerçektir.

Elinize geçen her kitabı değil,doğru kitabı okumanız dileğiyle sevgiler.

Murat Kaçar

The post NEDEN KİTAP OKUMALIYIZ ? / 2 appeared first on GSM | 0533 724 2974.

]]>
https://muratkacar.com/neden-kitap-okumaliyiz-2/feed/ 0
Kavram Olarak Yaratıcılık… https://muratkacar.com/kavram-olarak-yaraticilik/ https://muratkacar.com/kavram-olarak-yaraticilik/#respond Thu, 15 Jul 2021 20:00:51 +0000 https://mtkegitim.com/?p=2397 Yaratıcılık ile ilgili oldukça kapsamlı bilimsel tespitler geliştirilmiştir. Torronce ”Torronce Test of Creative Thinking” kitabında yaratıcılığın tanımını şu şekilde yapmaktadır. Yaratıcılık, sorunlara; bozukluklara, bilgi eksikliğine, kayıp ögelere, uyumsuzluğa karşı duyarlı olma; güçlüğü tanıma, çözüm arama, tahminlerde bulunma yada eksikliklere karşı denenceler geliştirme, bu denenceleri değiştirme yada yeniden deneme, daha sonra da sonucu başkalarına iletmektir. Yaratıcılığın …

The post Kavram Olarak Yaratıcılık… appeared first on GSM | 0533 724 2974.

]]>
Yaratıcılık ile ilgili oldukça kapsamlı bilimsel tespitler geliştirilmiştir.

Torronce ”Torronce Test of Creative Thinking” kitabında yaratıcılığın tanımını şu şekilde yapmaktadır.

Yaratıcılık, sorunlara; bozukluklara, bilgi eksikliğine, kayıp ögelere, uyumsuzluğa karşı duyarlı olma; güçlüğü tanıma, çözüm arama, tahminlerde bulunma yada eksikliklere karşı denenceler geliştirme, bu denenceleri değiştirme yada yeniden deneme, daha sonra da sonucu başkalarına iletmektir.

Yaratıcılığın temelinde, akıcı, özgün ve esnek düşünebilme, dolayısıyla sorun çözebilme yetisi yatar. Akıcı düşünme,kısa sürede bir çok düşünce ve görüşü ortaya koyabilmektir..

Yaratıcılık,bireylerin doğasında olan bir özellik olmakla beraber,ancak bulunduğu sosyo-kültürel ortamda gelişir ve zenginleşir.Çünkü yaratıcı bireyler,herkesin baktığına bakıp,herkesin görmediğini görürler.Gördükleri nesne ya da olaylar bütününde aksaklığı fark edip bunlara eleştirel yaklaşarak farkındalık oluştururlar.Aslında yaratıcılık, toplumun sosyo-ekonomik yapısının birey tarafından sorgulanıp, eleştirel düşünceyle yoğrulup, yeni-özgün bir biçim almasıdır.

Bilimsel araştırmalar sonucunda bazı bilim insanları tarafından yaratıcılığın insanın genetik yapısıyla da ilgili olduğu iddia edilmektedir (ARTUT, 1998).

Yaratıcılık; alternatifli düşünme, problem çözme gibi zihinsel süreçleri de içerdiğinden, yalnızca bir süreç değil, süreçler dizisi olarak düşünülmelidir. Ayrıca yaratıcılık konusuyla çok ilişkili olan, alternatifli düşünme ve problem çözme becerilerinin de yaratıcılık gibi geliştirilebileceğine inanan görüş, eğitim psikologu Torronce’a aittir. Paul Torronce, öğrencilere, sorunlara yeni çözümler üretebilme yollarının verilebileceğine, buna dayalı olarak da onların risk alabilmek ve özgün üretimlerde bulunmak gibi becerilerinin geliştirilebileceğine inanmaktadır.

Sonuçta yaratıcılık, bilinenlerden yola çıkılarak eski ile yeni arasında ilişki kurmak, alışılmışın dışındaki farklılıkları yakalayarak, deneyerek özgün etkinlikler oluşturma çabası olarak da tanımlanabilir.

Yaratıcı bireyde işleyen süreçler;

– Hazırlık Evresi: Bilgi edinme, bunları ilişkilendirme, farklı açılardan analizleme, yorumlama, değişik biçimlerde sentezleme, değerlendirme, yeniden yorumlama biçiminde sürdürülen etkinliklerdir.

– Kuluçka Evresi: Yaratıcı düşünce sürecinin bu aşaması, ürünün “bilinç ötesinde olgunlaşmakta olduğu” kademedir. Bilinç düzeyinde algılanmamakla beraber, yoğun bir yaratıcılık çabasının sürmekte olduğu evredir.

– Buluş : Beyinde “şimşek çaktığı” andır. Hazırlık döneminde tohumu atılan, kuluçka evresinde farkına varmadan yeşeren yaratıcılık, birdenbire somutlaşır.
Rafinasyon: Yaratıcılık sürecinden süzülen, orijinallik, “rafine edilerek” uygulanabilir kılınmaktadır. Yukarıda özetlenen kademeler, birbirinden kesin çizgilerle ayrılmaz, biri bitmeden diğeri başlayabilir. Bu fazların kesişmesi, örtüşmesi ve iç içe geçmesi söz konusu olabilir. Bazen, evrelerin sırası değişebilir.(ÜSTEL,1996)

Yaratıcı birey, yaratıcı çözümler bulmak kadar, yaratıcı sorular sorabilen, yaratıcı etkinlikler içine girebilen bir kişidir. Yaratıcı süreçte sezgi, kendi içinde ayrıca yaratıcı bir süreçtir.
Yaratıcılık dürtüsü insanın varlığıyla ilgilidir. İnsan ve hayvan yaşantısı arasındaki fark, davranışın türüne, onun sergilenişine bağlıdır. Hayvan davranışı içgüdüsel ve şartlıdır. İnsanlar ise rasyoneldir.

Bu onun yaratıcı olmasını ve farklı bir şeyi elde etmesini sağlar. Bu durum psikolojik olduğu kadar sosyolojik bir olgudur da.

Dünya aslında ondan nasıl yararlandığımızdır.Geleneksel eğitim anlayışında,soru sormayan, söz dinleyen, yaramazlık yapmayan, üstüne vazife olmayan işlerle uğraşmayan bir yapı ve anlayış içinde olan çocuklar benimsenir.Bu tip davranış biçimleri kabul gören bir özellik göstermektedir.

Tam tersi özelliklere sahip çocuklar ise dışlanır, genellikle de başarısız sayılır.Eğitim sistemimiz içindeki bu anlayışın etkin olmasından ötürü, tesadüflerin dışında yaratıcı yeteneklerin değerlendirilmesi ve yaratıcılıkla ile ilgili araştırmaların gecikmesi durumunu ortaya çıkmıştır.Oysa günümüzde yaratıcı nitelikler son derece önemli olup, sanatsal ve teknolojik alanda özellikle üzerinde durulması gereken önemli bir bireysel kriter olarak karşımıza çıkmaktadır.

Araştırmalar sonucunda yaratıcı kimliğe sahip bireylerin kişisel özelliklerine ilişkin en belirgin olanları;

-Esnek, özgün ve çabuk düşünebilme yetisi.

-Değişik strateji, yöntem ve araçları kullanma eğilim.

-Konulara-sorunlara farklı açılardan yaklaşabilen duyuşsal, mizah, sezgi ve görsel algı gücünün yetkinliği.

-Soyut veya somut nesne ve kavramlar arasında bağlantıları yakalayabilme, ilişkilendirebilme gücü.

-Hayal gücünün zenginliği, esnek düşünebilme ve konulara odaklanabilme yetisi.

-Yeni olanı yakalayabilme, mevcut durumları geliştirebilme becerisi.

-Senaryo üretebilme, tasarım geliştirebilme özellikleri. Sorunlara çözüm arayabilen, üretkendirler.

Gelişen dünya ile çocuklarımızın rekabet edebilmeleri ve varlıklarını güçlü bir şekilde ortaya koyabilmeleri için,teknolojinin hüküm sürdüğü ve her geçen gün artarak etkinliğini devam ettireceği gelecek günlerde çocuklarımızın yaratıcılığını ön plana çıkarmak en büyük sorumluluğumuz ve zorunluluğumuzdur.

Murat Kaçar

The post Kavram Olarak Yaratıcılık… appeared first on GSM | 0533 724 2974.

]]>
https://muratkacar.com/kavram-olarak-yaraticilik/feed/ 0
GÜCÜNÜZ?? https://muratkacar.com/gucunuz/ https://muratkacar.com/gucunuz/#respond Tue, 22 Jun 2021 15:47:39 +0000 https://mtkegitim.com/?p=2555                                                                    “ GERÇEĞİNİZDİR.”  

The post GÜCÜNÜZ?? appeared first on GSM | 0533 724 2974.

]]>
 

                     

 

                                          GERÇEĞİNİZDİR.”

The post GÜCÜNÜZ?? appeared first on GSM | 0533 724 2974.

]]>
https://muratkacar.com/gucunuz/feed/ 0
SINAV KAYGISINDA, AYNI DİL Mİ? AYNI DUYGU MU? https://muratkacar.com/sinav-kaygisinda-ayni-dil-mi-ayni-duygu-mu/ https://muratkacar.com/sinav-kaygisinda-ayni-dil-mi-ayni-duygu-mu/#respond Fri, 18 Jun 2021 15:46:51 +0000 https://mtkegitim.com/?p=2553     Sevgili Anne ve Babalar merhaba, şu günler LGS ve YKS  sınavlarına çok yakın zamanlar.Çocuklarınız çok yoğun çalışma yaptılar.Şimdi ise çevrelerinde hissettikleri  baskı ciddi boyutta.Ebeveynlerin hiçbir iddalarının olmadığını söylemeleri ne yazık ki yetmiyor evlatlarınız için.Süreçteki genel davranışınız,beden diliniz,çevrenizdeki yetişkinlerin ya da kendi başarılarınızın ön plana çıktığı süreçlerde de aslında çocuklarınıza onlardan ne kadar beklentiniz …

The post SINAV KAYGISINDA, AYNI DİL Mİ? AYNI DUYGU MU? appeared first on GSM | 0533 724 2974.

]]>
 

Sevgili Anne ve Babalar merhaba,

şu günler LGS ve YKS  sınavlarına çok yakın zamanlar.Çocuklarınız çok yoğun çalışma yaptılar.Şimdi ise çevrelerinde hissettikleri  baskı ciddi boyutta.Ebeveynlerin hiçbir iddalarının olmadığını söylemeleri ne yazık ki yetmiyor evlatlarınız için.Süreçteki genel davranışınız,beden diliniz,çevrenizdeki yetişkinlerin ya da kendi başarılarınızın ön plana çıktığı süreçlerde de aslında çocuklarınıza onlardan ne kadar beklentiniz olduğunu vurgulamaktasınız.

Bu nedenle,zaman zaman söylenmiş bir kaç iyi söz yetmeyecektir.Bu süreçte de süreklilik esas olacaktır.Sınava yakın zamanda çocuklardaki çeşitli bedensel rahatsızlanmaların(Karın ağrısı,baş ağrısı,kusma,hormonal düzensizlikler vs) kaynağı çoğu zaman,başarısız olup ebeveyn beklentilerini karşılayamama kaygısından kaynaklanmaktadır.Çocuğunuza yeteri kadar güven verince,tüm yaşadıklarını ve hissettiklerini açıklıkla dile getirecektir.

Bu süreçleri iyi yönetip,çocuklarınızın yaşam başarısına katkıda bulunmak istiyorsanız eğer;çocuklarınızla  ”Aynı dili konuşmaktan daha önemli olan,aynı duyguyu paylaşmanızı” öneririm.Duygudaşlığınız çocuğunuzda onu anladığınız hissi yaratabileceği için onun kaygısını azaltacaktır.Böylece başarısı daha da yukarılara çıkacaktır.

Tüm çocuklara ve ebeveynlere  başarı ve kolaylık diliyorum.

Sevgilerimle,

mk.

The post SINAV KAYGISINDA, AYNI DİL Mİ? AYNI DUYGU MU? appeared first on GSM | 0533 724 2974.

]]>
https://muratkacar.com/sinav-kaygisinda-ayni-dil-mi-ayni-duygu-mu/feed/ 0
2021 LGS ÖNCESİ VELİLERE… https://muratkacar.com/2017-teog-oncesi-velilere/ https://muratkacar.com/2017-teog-oncesi-velilere/#respond Sat, 22 May 2021 15:37:34 +0000 https://mtkegitim.com/?p=2550     Sevgili Veliler, Yaşamımızdaki en kıymetli varlıklarınızın çocuklarınız olduğunu çok iyi biliyorum. Çünkü bu duyguyu bir baba olarak fazlasıyla bende hissediyorum. Sınav süreçlerine hazırlanan çocuklarınızın niyet olarak yanında olduğunuzdan hiç şüphem yok. Ancak burada önemli olan bir konu, çocuklarımızın ne hissettiğidir. Unutmamamız gereken en önemli şey çocuklarımızın da bireysel varlıkları vardır. Sınava çocuğumuzu hazırlarken, ruhsal …

The post 2021 LGS ÖNCESİ VELİLERE… appeared first on GSM | 0533 724 2974.

]]>
 

Sevgili Veliler,

Yaşamımızdaki en kıymetli varlıklarınızın çocuklarınız olduğunu çok iyi biliyorum. Çünkü bu duyguyu bir baba olarak fazlasıyla bende hissediyorum.

Sınav süreçlerine hazırlanan çocuklarınızın niyet olarak yanında olduğunuzdan hiç şüphem yok. Ancak burada önemli olan bir konu, çocuklarımızın ne hissettiğidir. Unutmamamız gereken en önemli şey çocuklarımızın da bireysel varlıkları vardır. Sınava çocuğumuzu hazırlarken, ruhsal hayatlarına zarar verememeye dikkat etme sorumluluğumuz ve zorunluluğumuz vardır. Bu evlatlarımızın ileride yaşayacakları hayat ve davranış biçimlerinin hiçbiri tesadüfen olmayacaktır. Çünkü evlatlarımız şu sıralar kendi yaşamlarını inşa etmektedirler. Siz anne, babalar ve biz öğretmenler tabii ki sahiplenmeliyiz. Ancak sahipleri olmadığımızı, onların da bireysel varlıklarının olduğunu hiç unutmamalıyız.

Hazırlık süreçlerinde çocuklarımızın bedenlerinde kendilerinin yaşamalarına müsahade edip, geçmişte türlü gerekçelerle kendi yapamadıklarımızı ya da yaptıklarımızı onlara yüklememeliyiz. Unutmayalım ki ruhları ve bedenleri kendilerine aittir ve aksi durum hayat başarılarını ve mutlu bireyler olmalarını olumsuz etkilemektedir.

Çocuklarımızın sınava gireceği gün;

  • Gerilimden uzak tutmanızı,
  • Aile büyüklerinin kaygı düzeyini artırıcı konuşmalarından uzak tutmanızı,
  • Sınav öncesi gece uyku saati baskısı yapmamanızı,
  • Sınav sabahı,sınav taktikleri verme çabasında olmamanızı,
  • Sınav çıkışı bitmiş sınava ait durum sorgulaması yapmamanızı,
  • Haziran ayında bundan daha önemli bir sınava daha gireceklerini unutmamanızı,
  • Başka çocuklarla ya da kendimizle asla kıyaslanmak istemediklerini,
  • Sen kazansan da,kazanamasan da biz seni seviyoruz.
  • Boşver senin sağlığın önemli cümlelerini duymak istemediklerini bilmelisiniz.

***Her zaman yaptığınız gibi sadece sevginizi göstermenizi öneririm. Sadece sözlerinize değil,gözlerinizin ve bedeninizin ne söylediğine de dikkat edeceklerini unutmamanınızı tavsiye ederim.

Çocuklarınıza güvenmenizi ve asıl kıymetin kendilerinin olduğunu ve hayat  mücadelelerine değer verdiğinizi göstermeniz durumunda çocuğunuz başarıya gidecektir, şüpheniz olmasın.

Bu zorlu yaşam yolculuğunda,evlatlarınıza başarılar diliyorum,

Sevgilerimle,

Murat Kaçar

 

 

The post 2021 LGS ÖNCESİ VELİLERE… appeared first on GSM | 0533 724 2974.

]]>
https://muratkacar.com/2017-teog-oncesi-velilere/feed/ 0
NEDEN ÇOCUKLARIMIZI ANLAMAK ZORUNDAYIZ?? https://muratkacar.com/2424-2/ https://muratkacar.com/2424-2/#respond Fri, 21 May 2021 09:17:26 +0000 https://mtkegitim.com/?p=2424 Merhaba Küçük Dostlarım ve kıymetli Anne-Babalar, çocuklarımızın kendilerinin üretiminde,emek harcamayı öğrenmeleri esastır.Bir birey kendi gelişimi adına zaman ve emek harcamazsa,gelişiminin önündeki en büyük engel kendisi olacaktır.Bu durumda sürekli birilerine bağımlı olmak durumunda kalır ki bu hiç istenmeyen bir durumdur.Ancak özgürce kendine yatırım yapıp geliştiren bireyler özgüvene ulaşırlar ve üretken hale gelirler. Sevgili gençler,sizlerden bu yazı …

The post NEDEN ÇOCUKLARIMIZI ANLAMAK ZORUNDAYIZ?? appeared first on GSM | 0533 724 2974.

]]>
Merhaba Küçük Dostlarım ve kıymetli Anne-Babalar,

çocuklarımızın kendilerinin üretiminde,emek harcamayı öğrenmeleri esastır.Bir birey kendi gelişimi adına zaman ve emek harcamazsa,gelişiminin önündeki en büyük engel kendisi olacaktır.Bu durumda sürekli birilerine bağımlı olmak durumunda kalır ki bu hiç istenmeyen bir durumdur.Ancak özgürce kendine yatırım yapıp geliştiren bireyler özgüvene ulaşırlar ve üretken hale gelirler.

Sevgili gençler,sizlerden bu yazı yazma zamanını ve emeğini esirgemeyişimin nedeni ise,her birinizin,hiç bir fark olmaksızın çok ama çok değerli olmasıdır.Çünkü sizler bizim hayatı paylaştığımız,nefesimizi bölüşerek dünyaya getirdiğimiz,sağlığınız ve uzun ömürleriniz için her an iyilikler dilediğimiz, her biriniz biricik evlatlarsınız.İyi ki varsınız,iyi ki bu hayatı sizlerle paylaşıyoruz.

Sevgili çocuklar ve gençler,ben sizinle bu zamanları geçirdiğim için çok mutluyum.Yaşarken,durup sizde,mola verdim,sizlerin gözünden insansızlaşmanın ne demek olduğunu izliyorum şimdilerde..Çünkü temiz olmanın,saflığın,insan olmanın en güzel hatırlatıcısı sizlersiniz.İnsanlığın tenzilatlı satış günlerinde,Büyük Adam’lığın adeta AVM lerde satışa çıktığını ve kapış kapış,düzinelerle alıcı bulduğunu,ama Adam’lığın müşteri bulamadığını,manevi değerlerin reytingi düşük olup,9 taksite bile alıcısı yokken,soytarılıkların peşin paraya hemen satıldığını,reyting rekorları kırdığını en güzel sizlerin pürü pak’lığı  hatırlatır insana…Çocuklarımıza matematik,fen öğretiyoruz da sevgiyi öğretemiyoruz.İletişim çağındayız diyoruz ama,yanımızdaki evladımızla iletişim kuramıyoruz.Telefon sayımız arttı,sabrımız azaldı.Bayramlarda uzun tatillere gidiyoruz yorulmuyoruz,ama sözde kıymet verdiklerimize bayram tebrik sms’inde isim bile yazmaya yoruluyoruz ,toplu sms atıyoruz.İletişim çağındayız ya;konuşmaktan utanıyoruz,ama kandilde,cumada zahmet edip iki tane güzel söz yazmaktansa,resimli hazır mesaj göndermekten utanmıyoruz.Paramız arttı,varlığımız azaldı.Uçağa binip kıtaları aşıyoruz,ama önyargılarımızı aşamıyoruz.Evlerimizin oda sayısıyla,evdeki televizyon sayısı arttı,değerlerimiz azaldı.Dolaplarımız elbiseyle doldu,vicdanlarımız boşaldı.Kin ve nefretimiz arttı,duygumuz,düşüncemiz azaldı.Paramızın değeri arttı,ahlakımızın değeri azaldı.Arabalarımızın modeli yükseldi,ilişkilerimizin değeri düştü.Bileğimize kadar denize girip ıslanıyoruz farkında değiliz,ama şemsiye tutup sözüm ona kafamızı ıslatmıyoruz…İşte bu çarpıklıkları,her fırsatta gençleri eleştiren ve kendilerinin mükemmel olduğunu zanneden koca koca insanlar yapıyor..Değerli çocuklar,gençler duygularınız,düşünceleriniz o kadar değerli ki,sakın içinizde tutmayın, paylaşın,yanınızdayız.Hata yapmaktan çekinmeyin.Hepimiz,bende,annenizde,babanızda hata yaptık,yapıyoruz da..Alın size yetişkinlerin yaptığı onca hatayı yazdım yukarıda.Ancak biz biz olalım,bizi biz yapan değerleri asla unutmayalım küçük dostlarım.

Sizlerle çalışırken bende bilmediğim bir çok şeyi sizin tutacağınız ışıkla öğreniyorum.Birlikte geçirdiğimiz zamanlardaki susma hakkınızı kullanmakla,bizlerin içindeki anlayanlara o kadar büyük cevaplar vermiş oluyorsunuz ki,bunun altında ezilmekten kurtulamıyoruz.Yine basite kaçıp sizleri suçlayarak,iletişim kuramıyorlar diyoruz da,hala biz neyi beceremedik de bu kadar susarak ,en büyük cevabı veriyorlar deme cesaretini ortaya koyamıyoruz.Evet siz susarak yetişkinlere verdiğiniz kocaman cevapla sizleri ne kadar da boşladığımızı bana öğretiyorsunuz.Bende,sizlerle deneyimlerimi paylaşarak,sizlere ışık tutmaya çalışıyorum.Nefesim bende oldukça,sizden genç bir bireyin algısını öğrenmeye,bende size,bu hayatta sizden daha fazla yaşamış birinin bedeli ödenmiş tecrübelerini anlatmaya devam edeceğim.Bu ilişki,sizlerde ben bu hayattan ayrıldıktan sonra bile kalacaktır.Çünkü yaşayan şey insanlar değil,ilişkilerdir aslında.Yaşayacağımız bu güzel ilişkileri, ben hayatta olduğum sürece hissedeceğim.Ama siz gençler,kuşkum yok ki ben bu hayattan ayrıldıktan  sonra bile bu kurduğumuz değerli,faydalı ilişkiyi yaşamaya devam edeceksiniz.Hayal etiğiniz güçlü,teknolojik yarınlara iyi eğitimli,donanımlı,farkındalığı olan,değerlerine sahip çıkan bireyler olarak koşacaksınız.

Kıymetli olduğunuzu sakın hiç unutmayın!!!Sizler kendinize kıymet vermezseniz,size başkaları hiç kıymet vermez.Öğrenmeye ve öğretmeye devam,güzel verimli yorgunluklar olsun yeter ki..

Hepinizi hiç bir önyargı olmadan  çok seviyorum.En yakın zamanda görüşmek üzere,düşüncelerinizi yazmanızı bekliyorum.

Hayatınıza yıllar eklerken,yıllarınıza hayat eklemeyi sakın unutmayın.

Sevgilerimle,

Murat Kaçar

 

The post NEDEN ÇOCUKLARIMIZI ANLAMAK ZORUNDAYIZ?? appeared first on GSM | 0533 724 2974.

]]>
https://muratkacar.com/2424-2/feed/ 0
Sanatla Bilim ve Teknolojinin İç İçeliği https://muratkacar.com/sanatla-bilim-ve-teknolojinin-ic-iceligi/ https://muratkacar.com/sanatla-bilim-ve-teknolojinin-ic-iceligi/#respond Sat, 15 May 2021 20:02:19 +0000 https://mtkegitim.com/?p=2400 Sanat ile bilimin yan yana duruşunu anlayabilmek için sanat, zanaat kavramı ile bilim kavramına bir arada bakmamız gerekli diye düşünüyorum. Zanaat, yaklaşık sınırları, şekli ve ürünü daha önceden belirli olan bir fiziksel çalışmayı çokça tekrarlamanın sonucu, görüntüde kusursuz yapma işidir. Burada ustalık ön plana çıkar. İyi zanaatkâr olmak için çok ince, hassas bir işçilik gerekir. …

The post Sanatla Bilim ve Teknolojinin İç İçeliği appeared first on GSM | 0533 724 2974.

]]>
Sanat ile bilimin yan yana duruşunu anlayabilmek için sanat, zanaat kavramı ile bilim kavramına bir arada bakmamız gerekli diye düşünüyorum.

Zanaat, yaklaşık sınırları, şekli ve ürünü daha önceden belirli olan bir fiziksel çalışmayı çokça tekrarlamanın sonucu, görüntüde kusursuz yapma işidir. Burada ustalık ön plana çıkar. İyi zanaatkâr olmak için çok ince, hassas bir işçilik gerekir. Bunun için ise yıllar yılı emek birikimi şarttır. Çünkü yapılan iş, artık bedenin bir refleksi haline gelmelidir. Ancak ortaya çıkan maddesel ürünün estetiği, zanaatkâra ait değildir. Zanaatkâra ne yapması, ne kadar yapması daha önceden bir başkası tarafından verilmiştir. Zanaatkâra kalan, el emeği, göz nuru ve ustalıktır. Bunlar zanaatkârlık için azaltıp, küçültemeyeceğimiz kadar önemli kazanımlardır. Zanaat, üretimin en önemli detaylarından biridir.

Sanat, sınırları sanatçının hayal sınırları kadar geniş olan, sınırlanamayan bir dünyada, üretenin kendi eleştirel düşüncesinin sevk ve idaresinde, bakmanın ötesinde “görme”, işitmenin ötesinde “duyma” işidir. Sanatın doğası yaratıcılıktır. Dehası, herkesin baktığı dünyaya bakıp, herkesin görmediğini görebilmektedir. Bu nedenledir ki zanaatkârın ürünü, maldır; sanatçının ürünü eserdir. Eseri ortaya çıkaran ise fotoğraf sanatçısı için mercek değil, merceğin arkasındaki gözdür. Çünkü gören, yorumlayan gözdür. Heykeltıraş için iyi keski değil iyi bir hayal, gördüğünü yorumlamadır, eleştirel görgüdür. Şairin bilgisayarının önemi yoktur. Duygusuyla yorumladığı dünyasıdır yazdığını eser kılan. Bu örnekleri artırabiliriz.Zanaatkârların hayatımızdaki yeri tartışmasız çok önemlidir. Ancak sanatçılarımızın önemi ise vazgeçilemez olmalarıdır. Toplumlar için sanatçıların vazgeçilemezlikleri fiziksel varlıkları değildir. Tabii ki onlarda bedenen fanidirler. Bu tartışmasız gerçektir. En az bunun kadar net başka gerçek ise onların vazgeçilmezliğinin dünyayı farklı gören hayal güçleri ve yaratıcılıklarının dehlizlerindeki sınırsız derinlikte bulunan eleştirel düşünceleridir.

Bilim, akıl yoluyla açıklayabileceğimiz, mutlak doğrunun olmadığı, merakın, hayal gücünün, eleştirel düşüncenin hakim olduğu; değişebilen, dönüşebilen, bakılanın ötesinde görebilmenin, algılayabilmenin hüküm sürdüğü olaylar bütününün tümüdür. Öyle ise bilimde asıl olan hayal edip, merak eden, sorgulayan, düşünceyi eleştirerek bilgiye dönüştüren ve bilgiyi ise katma değeri yüksek teknoloji olarak hayata sokan insanlara ihtiyaç var demektir. İşte bilim ve teknolojinin ayrılmaz bir bütün oluşu bundandır. Sanat ve sanatçıya maddi ve manevi yatırım zorunluluğumuz ve sorumluluğumuz bundandır. Eğer sanat alanında çocuklarımıza yatırım yapmamış olursak ancak üretimine katılamadıkları ileri teknolojinin tüketicisi olmanın ötesinde en iyi ihtimalle zanaatkârı olan montaj teknisyenlerini yetiştirebiliriz.​

Çocuklarımıza yalnızca matematik ve fen ezberleterek teknoloji üretmelerini beklemek ancak biz yetişkinlerin hayali olmanın ötesine geçemez. Bu durum ise çocuklarımızın geleceğini engellemektir. Oysa yapacağımız en önemli yatırım, gelecek ileri teknolojilerin, yapay zeka süreçlerinin, robotların atası, bugünün sanatla beslenmiş bilimini, matematiğini, fenini kuluçkaya yatırdığı hayallerinde kullanmaya hazırlanan, teknolojiyi yalnızca tüketmeyen, üretimine katılan, dünyada varlığını ürettikleri ile ortaya koyan, böylece özgüveni yüksek olacak çocuklarımızdır.

Sizin ürettiğiniz teknolojik yarınlara ulaşmak için unutmayalım ki:

“Bugün, dünden sonradır ama yarından öncedir.”

Murat KAÇAR

The post Sanatla Bilim ve Teknolojinin İç İçeliği appeared first on GSM | 0533 724 2974.

]]>
https://muratkacar.com/sanatla-bilim-ve-teknolojinin-ic-iceligi/feed/ 0
YKS 2021 İÇİN NASIL ÇALIŞILMALI?? https://muratkacar.com/lys-2017-ye-nasil-calisilmali/ https://muratkacar.com/lys-2017-ye-nasil-calisilmali/#respond Sun, 02 May 2021 15:33:23 +0000 https://mtkegitim.com/?p=2544  YKS sınavında başarı elde etmek isteyen öğrenciler,mutlaka yenilenmiş soru formatları içeren test kitaplarını kullanmalıdırlar.Çünkü son 4 yıldır yapılan sınavlardan anlaşılacağı gibi,geçmiş soru modellerini çalışan öğrencilerin yeni sınav soru tipleri karşısında başarı sağlamaları oldukça güç görünmektedir.YKS sınav soruları , LYS den çok farklı karakterde olacaktır.Bilgi yönü çok ağır basan sorular YKS için elverişli olmaktadır. MEB kitaplarının …

The post YKS 2021 İÇİN NASIL ÇALIŞILMALI?? appeared first on GSM | 0533 724 2974.

]]>
 YKS sınavında başarı elde etmek isteyen öğrenciler,mutlaka yenilenmiş soru formatları içeren test kitaplarını kullanmalıdırlar.Çünkü son 4 yıldır yapılan sınavlardan anlaşılacağı gibi,geçmiş soru modellerini çalışan öğrencilerin yeni sınav soru tipleri karşısında başarı sağlamaları oldukça güç görünmektedir.YKS sınav soruları , LYS den çok farklı karakterde olacaktır.Bilgi yönü çok ağır basan sorular YKS için elverişli olmaktadır.

MEB kitaplarının konulara giriş bölümlerini,tek sayfalık anlatım parçalarını,günlük yaşamdan örneklenmiş bölümleri kesinlikle  defalarca okumanızı ve anlamanızı öneririm.Hiç soru çıkmadı klasiği ile hiçbir bölümü atlamamanızı,kesinlikle her alanı iyice gözden geçirmenizi öneririm.Çok kısa bilgi içeren yeni müfredat içeriklerinden özellikle de bunların temel kavramlarından mutlaka soru sorulacaktır.Örneğin evrenin sürekli genişlediğini hangi fizik yasaları kanıtlar? gibi temel kavram sorularına alışık olmalısınız.Paradigma nedir,teori nedir,toplumun etkisi,adetlerin etkisi bilimde önemli midir gibi çalışma alanlarını mutlaka iyi çalışmalısınız.Atom altı çalışma alanlarını iyice çalışmalısınız.Kimyadaki bilim insanlarını,neler yaptıklarını,deneylerin ne olduğunu bilmenizde fayda vardır.Biyoloji adına sistemlerdeki tüm derin bilgi hakimiyetinizi hiç aksatmayın.Geometride ve matematikte yeni nesil sorular içeren testler sizlerin başarısını üst sevilere taşıyacaktır.Coğrafyada ve edebiyatta net bilgi sorularının zorluğuna önlem olarak müfredat kitaplarının detaylarına hakimiyeti bırakmayınız.Mayıs ayı itibari ile her gün en az bir tane ilgili alan deneme sınavı çözmek suretiyle hem tekrar yapmalı hem de eksiklerinizi tespit edip zaman yönetiminizi geliştirmelisiniz.

YKS sınavları iyi çalişan bir aday için daha rahat geçecektir.Çünkü adaylar kuvvetli oldukları alanlar dışında soru çözmeyecekleri için hazırlığa ve sınava daha iyi konsantre olacaktır.

Tüm adaylara çalışmalarında kolaylıklar dilerim.

Murat Kaçar

                                   “BAŞARANLAR DENEMEKTEN ASLA VAZGEÇMEYENLERDİR.”

The post YKS 2021 İÇİN NASIL ÇALIŞILMALI?? appeared first on GSM | 0533 724 2974.

]]>
https://muratkacar.com/lys-2017-ye-nasil-calisilmali/feed/ 0
LGS ADAYLARINA… https://muratkacar.com/teog-adaylarina/ https://muratkacar.com/teog-adaylarina/#respond Thu, 22 Apr 2021 15:35:36 +0000 https://mtkegitim.com/?p=2548   Sevgili Çocuklar merhaba, LGS sınavlarına hazırlanırken, bu sınavların yaşamınızdaki ne ilk, ne de son sınav olmadığını hiç unutmayın. Herhangi bir hazırlık sürecinde asıl olan mücadele etmenizdir. Kıymetli olan sonuç, yaptığınız mücadeledir. Kazanacağınız okullar yaşamınızın herhangi bir anındaki sonuçtur. Çünkü yaşama dair sözü olan bireyler, yaşamları boyunca mücadele ederler. Bazen kazanır, bazen kaybedeler.. Ancak kazanabilmek …

The post LGS ADAYLARINA… appeared first on GSM | 0533 724 2974.

]]>
 

Sevgili Çocuklar merhaba,

LGS sınavlarına hazırlanırken, bu sınavların yaşamınızdaki ne ilk, ne de son sınav olmadığını hiç unutmayın.

Herhangi bir hazırlık sürecinde asıl olan mücadele etmenizdir. Kıymetli olan sonuç, yaptığınız mücadeledir. Kazanacağınız okullar yaşamınızın herhangi bir anındaki sonuçtur.

Çünkü yaşama dair sözü olan bireyler, yaşamları boyunca mücadele ederler. Bazen kazanır, bazen kaybedeler.. Ancak kazanabilmek için önce mücadele etmek gereklidir.

Girmiş olduğunuz hiçbir sınavın sonucu, sizin zekanızın bir ölçüsü değildir. Sadece, yaptığınız çalışmanın ne derece doğru olduğunu gösteren bir değerlendirmedir.

Unutmayın ki,

“Bir şey, ona ne kadar inanmak istersek o kadar bizim gerçeğimiz olur.”

Sevgiler,

Murat Kaçar

The post LGS ADAYLARINA… appeared first on GSM | 0533 724 2974.

]]>
https://muratkacar.com/teog-adaylarina/feed/ 0
GEÇMİŞ NEDİR? KÜLTÜR NEDİR? TARİH NEDİR? NEDEN TARİHİ BİLMEYE İHTİYACIMIZ VAR??? https://muratkacar.com/gecmis-nedir-kultur-nedir-tarih-nedir-neden-tarihi-bilmeye-ihtiyacimiz-var/ https://muratkacar.com/gecmis-nedir-kultur-nedir-tarih-nedir-neden-tarihi-bilmeye-ihtiyacimiz-var/#respond Sun, 20 Dec 2020 09:10:22 +0000 https://mtkegitim.com/?p=2421 Merhaba dostlarım, bu yazımda öncelikle bazı kavramlarla ve sorularla ilgili sizi eleştirel düşünme yolculuğuna çıkarmak istiyorum.Bu kavramlarımız ve sorularımız, *GEÇMİŞ KAVRAMI, *TARİH KAVRAMI, *GEÇMİŞ,ACABA GEÇMİŞ MİDİR? *TARİHİ ÖĞRENMEYE NEDEN İHTİYACIMIZ VE NEDEN ZORUNLULUĞUMUZ VARDIR? Şimdi bu kavram ve soruları  ele alıp yolculuğumuza başlayalım. Geçmiş bir zaman kavramı olup,bizim kontrol edemeyeceğimiz yani irademiz dışında yaşanan zaman …

The post GEÇMİŞ NEDİR? KÜLTÜR NEDİR? TARİH NEDİR? NEDEN TARİHİ BİLMEYE İHTİYACIMIZ VAR??? appeared first on GSM | 0533 724 2974.

]]>
Merhaba dostlarım,

bu yazımda öncelikle bazı kavramlarla ve sorularla ilgili sizi eleştirel düşünme yolculuğuna çıkarmak istiyorum.Bu kavramlarımız ve sorularımız,

*GEÇMİŞ KAVRAMI,

*TARİH KAVRAMI,

*GEÇMİŞ,ACABA GEÇMİŞ MİDİR?

*TARİHİ ÖĞRENMEYE NEDEN İHTİYACIMIZ VE NEDEN ZORUNLULUĞUMUZ VARDIR?

Şimdi bu kavram ve soruları  ele alıp yolculuğumuza başlayalım.

Geçmiş bir zaman kavramı olup,bizim kontrol edemeyeceğimiz yani irademiz dışında yaşanan zaman dilimidir.Geçmiş biz istesekte istemesekte yaşadığımız anlardan oluşur.Bu süre içinde yaşanan olaylar bütününe geçmiş diyemeyiz.Bu nedenledir ki çok rahatlıkla telaffuz ettiğimiz ”Geçmişimiz” kavramı genelde yanlış kullanılmaktadır.Aslında bizi ilgilendiren bu kronolojik zamandan öte,bu zamanın içinde yaşananlar,olup bitenlerdir.

Geçmiş bu zaman içinde olan biten herşey ise KÜLTÜRÜMÜZÜ oluşturmaktadır.Geçen bu zaman içindeki olup bitenlerin bütünü içindeki bir zaman dilimini alıp,buradaki kültür varlığımıza ait herşeyi eleştirel olarak düşünüp anlamlandırıp,neden sonuç ilişkisine gitmemiz ise,TARİH halini almaktadır.İşte anlaşılacağı gibi geçmiş ve kültür bizden bağımsız oluşurken,tarih bizim bilincimizle üretimine katıldığımız bir süreçtir.Yani tarihi biz bilincimizle oluştururuz.Öyle ise her geçmiş zamana tarih demek doğru olmaz.Tarih için düşünme emeği gerekmektedir.Olanı biteni neden sonuç ilişkisinde idrak etmeden tarih oluşmaz.

Tarih bilmeye neden ihtiyaç duyarız?Çünkü bugünü anlayabilmek için tarih gerekir.Bugün yaşananların temeli geçmişteki tarihsel süreç ile anlaşılabilir.Peki bugün zaten yaşanıyor,neden irdeleme ihtiyacı doğuyor?Çünkü bugünü çözümleyebildiğimiz anda geleceği inşa etmiş oluyoruz demektir.Çünkü geçmiş,eğer eleştirel düşünce ve  neden sonuç ilişkisi ile anlaşılamazsa tarihe dönüşemez.Yani bugünü çözümleyemeyen çocuklarımız,yarınlarını inşa edemez.Geçmiş geçmemiş olarak kalır.Böylece de yarınlara Kültür Mirası olarak taşınamaz.Bu geleceğe taşıyamama durumu ise,çocuklarımızı köksüz bırakır.Geçmişindeki Kültür Mirasını geleceğe taşıyamayan toplumlar köksüz kalır ki,bu ayakta durmalarını zorlaştırır.Bir bitkinin bile gelişimi durduğunda,toprağı çapalanır,köklerine bakılır,havalandırılır ki daha da gelişsin.Toplumların yarınlara ulaşması içinde TARİH olmazsa olmazdır.Bu gerçekleşmediği zaman çocuklarımızdan ne sosyolojik ne de teknolojik gelişim beklemek biraz saflık olacaktır.

Oysa günümüzde,çocuklarımıza tarih, geçmiş zaman gibi çok basit bir çerçevede verilmektedir.Hatta çocuklara sorsak ,Tarih nedir?İhtiyacımız var mıdır? diye,alacağımız cevaplar çoğunlukla çok acı olacaktır.Genelde tarih nedir sorusuna verilen cevap,”Derstir;en iyi ihtimalle eskiden atalarımızın yaşadıkları” olmaktadır.İkinci cevap azınlıkta bile denebilir.Hatta bir kısım çocuk ve öğretmen en iyi tarih dersi de hikayeleştirilen tarihtir derse, şaşırmayın.Oysa tarih,düşünce emeği isteyen,hikaye olamayacak kadar ciddi bir akıl ürünü çalışma olmalıdır.Çünkü test sınavları için ezberletilen,hikayeleştirilen sürece tarih demek mümkün değildir.

Bugün olanı,dünde ya da bir önceki günde aramak saflık olur.Bugün belki de asırlar öncesine bile gidebilir.Yaşamda bir çok şey gibi tarih bilincini ya da tarih sürecini de satın almak mümkün değildir.Hatta finansal zenginliklerin varlığa dönüşmesi demek, işte bu ve benzeri entellektüel kavram ve çalışmalar için yatırım emeklerinden,aklın alın terinden geçer.O nedenle tembellikten vazgeçip ”Geçmişimizi,Tarih’e” dönüştürme sorumluluğumuz ve zorunluluğumuz vardır.Bu sorumluluğu taşımak yerine,tarih öğrettiğimizi zannettiğimiz test kağıtlarındaki doğru şıkkı bulma tiyatrosunun yanılsamasında kalırsak,çocuklarımızın tarihi olamayacağı gibi ne yazık ki geleceği de olamaz.Kendisi var olamayan bir neslin,üreteceği teknolojide olamaz.Çünkü hayalini kurduğumuz o teknolojiyi üretecek neslin önce kendi tarih bilincini üretip,kendi kültür tarihi varlığına katkı yapması gerekir ki kök salabilsin,”Kendisini üretebilsin” ve ilelebet

Türkiye Cumhuriyetini,

geleceğe taşıyabilsin.

Sevgilerimle,

MURAT KAÇAR

The post GEÇMİŞ NEDİR? KÜLTÜR NEDİR? TARİH NEDİR? NEDEN TARİHİ BİLMEYE İHTİYACIMIZ VAR??? appeared first on GSM | 0533 724 2974.

]]>
https://muratkacar.com/gecmis-nedir-kultur-nedir-tarih-nedir-neden-tarihi-bilmeye-ihtiyacimiz-var/feed/ 0
ÖZGÜRLÜK VE EĞİTİM İLİŞKİSİ.. https://muratkacar.com/2585-2/ https://muratkacar.com/2585-2/#respond Sat, 07 Nov 2020 10:09:54 +0000 https://mtkegitim.com/?p=2585 Kıymetli Gençler merhaba, ülkemiz adına en önemli sorunlarımızdan biri hatta, belki de diğerler sorunlarımızın anası EĞİTİM SORUNU’dur.Bu nedenledir ki,bu sorunun farkındalığı içinde çalışma gayreti içindeyiz. ” Özgürlük” kavramı üzerinde konuşmak istememin en önemli nedeni ise,sahip olunan özgürlüğün üzerinde eleştirel olarak düşünmeyen bir bireyin aslında özgürlüklerini kendi elleriyle nasıl kaybettiğidir.Düşünme,insan doğduğunda var olan ve sürekli gelişen …

The post ÖZGÜRLÜK VE EĞİTİM İLİŞKİSİ.. appeared first on GSM | 0533 724 2974.

]]>

Kıymetli Gençler merhaba,

ülkemiz adına en önemli sorunlarımızdan biri hatta, belki de diğerler sorunlarımızın anası EĞİTİM SORUNU’dur.Bu nedenledir ki,bu sorunun farkındalığı içinde çalışma gayreti içindeyiz.

” Özgürlük” kavramı üzerinde konuşmak istememin en önemli nedeni ise,sahip olunan özgürlüğün üzerinde eleştirel olarak düşünmeyen bir bireyin aslında özgürlüklerini kendi elleriyle nasıl kaybettiğidir.Düşünme,insan doğduğunda var olan ve sürekli gelişen bir özelliği değildir.Düşünme de öğrenme gibi zaman içinde bireyin öğrenmesi ve uyguladıkça geliştirebileceği bir davranış biçimidir.

Örneğin,öğrenmeyi öğrenmiş bireyler,sürekli araştırma,merak etme ve öğrenme ihtiyacı hissederler.Bu nedenle de yaşadıkları hayatta duyarlı ve meraklıdırlar.Aynı şekilde düşünmeyi öğrenmiş bireyler de yaşam içinde,bilgi sahibi olmadan,fikir sahibi olmayıp,bilgelik yanılgısına kapılıp gevezelik etmezler.Önce gayet detaylı düşünürler.Sonra,düşüncelerinin sonucunda vardıkları bilgi üzerine konuşur,fikir beyan ederler.Öğrenme ve düşünme becerisi gelişmeyen bireylerin merak duygusu,bilgilenme ihtiyacı oluşmaz.Dünyanın tepsi şeklinde olduğunu söylesenizde buna inanmaktan başka çaresi de yoktur.Öğrenme ihtiyacına ait hissi de yoktur.Bu nedenle  oyunun içinde yoktur aslında.Bu oyuna dahil olamayan çocuklarımız,Dünya’daki bu teknolojik gelişimle nasıl baş eder diye düşünmemiz lazım.Kendilerine dayatılan telefon oyununu değil,o telefonun nasıl yapıldığının farkındalığı ancak çocuklarımıza Dünya rekabetini açar.Rekabet,kendi düşüncenizle ve özgür iradenizle ulaşabileceğiniz bir kavramdır.

İşte bu nedenledir ki,özgürlükler kullanılırken üzerinde mutlaka düşünülmesi gerekli olan bir kavramsal yapıdır.Konumuz eğitim olduğuna göre,bununla ilgili bir kaç somut örnekle ilerlemeyi uygun buluyorum.Sevgili çocuklar,bu hayatta öğretmenlerinizin ya da anne babalarınızın size şiddet vasıtası ile ödev yaptırması ya da ders çalıştırması söz konusu olamaz.Bunu yapmama özgürlüğünüz vardır;olmalıdır.Ancak,siz bu ödev yapmama özgürlüğünüzün üzerinde hiç düşünmeden,bu özgürlüğü doyasıya kullanmaya başladığınızda,aslında farkında olmadan ileride sizi mutlu edecek iyi bir meslek seçme özgürlüğünüzden vazgeçiyorsunuz demektir.Mesleğinizi seçme özgürlüğünüzden vazgeçmeniz yaşam boyu mutsuzlukları beraberinde getirecektir.Oysa ödevlerinizi yapmama özgürlüğünüzü kullanmadan önce bu özgürlüğünüzü kullanma biçimi ve dozu hakkında biraz eleştirel düşünseydiniz,telefonda ya da bilgisayarda ölçüsüz zamanlar boyu,oyun oynamanın hoşluğuna kapılmamış olacaktınız.Ya da hoş ve anlık keyiflerin çekiciliğine kapılmayacaktınız.Çünkü yaşamınız o an’dan oluşmamaktadır.Sonrası da vardır. Örneğin üniversiteye giden bir gencimizin,okulda derse girmeme özgürlüğü vardır.Kimse elinden tutup zorla derse sokmaz,hatta ders anında çıkmak isterse kimse engellemez bile.Ancak derse girmeme özgürlüğü üzerinde eleştirel olarak düşünmeyen bir genç bu özgürlüğü kullanırken bir süre sonra eğitim alma ve üniversite de okuma özgürlüğünden olur.Dersten kalır,okuldan atılır.Sürekli kilo alıyorum ve formum çok bozuluyor diyerek yemek yememe özgürlüğünü kullanan biri,bir süre sonra hiç yemek yiyemez hale gelip Anoreksiya denen hastalığa kapılıp hayatını kaybedebilir.Yani en temel hakkı olan,yaşama özgürlüğünü kaybeder.İşte bu somut örnekleri çoğaltmak mümkündür.

Sonuçta anlaşılmasını umduğum nokta şudur:Özgürlük yaşamımızdaki en kıymetli kavramdır.Özgürlük olmadan yaşamda hiç bir şeyin kıymeti yoktur.Bu nedenle sahip olduğumuz özgürlükleri kullanırken,üzerinde  düşünmek esastır.Çünkü öyle sonuçlarla karşılaşmak mümkündür ki,bir özgürlük düşünerek kullanılmadığında,asıl özgürlükler elden kaçabilir.Bedelleri ödemek istemeyeceğiniz kadar ağır olabilir.Bu anlarda ağlamak sızlamak sonuç getirmez.Bakakalırsınız giden geminin ardından.Ah vah demeden yaşamınız üzerinde düşünerek,var gücünüzle,var olmak için çalışmanız ve üretmeniz önerisiyle..

Sevgilerimle,

Murat Kaçar

The post ÖZGÜRLÜK VE EĞİTİM İLİŞKİSİ.. appeared first on GSM | 0533 724 2974.

]]>
https://muratkacar.com/2585-2/feed/ 0
ACI,ÖFKE VE HAYATLA İLİŞKİ KURMAK.. https://muratkacar.com/2594-2/ https://muratkacar.com/2594-2/#respond Mon, 07 Sep 2020 16:33:14 +0000 https://mtkegitim.com/?p=2594 Sevgili Dostlar merhaba, Dün,tüm TV haberlerinde gördüğüm bir haberde ürperdim,bir babanın(???) ayrılan eşine ceza için 10 yaşındaki oğlunu bıçak ile öldürmesi olayını dinledikten sonra düşünmeye ve bu yazıyı kaleme almaya karar verdim.Son günlerde bir gün geçmiyor ki,insanın kanını donduran cinayet haberleri duyuyoruz.İnsanlar ölüyor,topyekün insanlık ölüyor..Acaba neden diye düşünmemiz çocuklarımızın geleceğini düşünmek adına çok değerlidir. Toplumsal …

The post ACI,ÖFKE VE HAYATLA İLİŞKİ KURMAK.. appeared first on GSM | 0533 724 2974.

]]>
Sevgili Dostlar merhaba,

Dün,tüm TV haberlerinde gördüğüm bir haberde ürperdim,bir babanın(???) ayrılan eşine ceza için 10 yaşındaki oğlunu bıçak ile öldürmesi olayını dinledikten sonra düşünmeye ve bu yazıyı kaleme almaya karar verdim.Son günlerde bir gün geçmiyor ki,insanın kanını donduran cinayet haberleri duyuyoruz.İnsanlar ölüyor,topyekün insanlık ölüyor..Acaba neden diye düşünmemiz çocuklarımızın geleceğini düşünmek adına çok değerlidir.

Toplumsal yapımızın ilişki kurma biçimi,”Acı” yerine ” Öfke” haline gelmiş durumdadır.Bir olay yaşadığınızda,işler istediğiniz gibi gitmiyorsa,hayalinizi,isteklerinizi artık elde edemez hale gelmişseniz, bu durumu yönetmenin iki alternatifi vardır.

Biri,bu kaybetme durumundan dolayı acı hissetmektir.Acı hisseden birey,suskunlaşır.Bu durumu kabullenmeye geçer.Sonrasında çözüm üzerine düşünür.Alternatif neler yapabileceğini düşünür.Yoksa, kayıpları için yas tutar.Bir süre sonra ise kayıpları ile vedalaşır ve önüne bakıp hayatına devam eder.(Yakınınızı kaybetme durumunuz gibidir süreç.)

Diğeri ise,bireyin öfkelenmesidir.İlişki kurma biçimi eğer öfke ise,karşısında mutlaka kayıpları yaşatan kişi ya da kişiler düşmanlaştırılır.Düşman demek ise,kin,nefret ve intikam alma süreçlerini doğurur.İntikam en tehlikeli,korkulması gereken bir duygudur.Öyle ruhsal körleşmeler yaratır ki,insanı bir suç makinesine dönüştürebilir.Örneğin kendisinden boşanmak isteyen bir eşin ikna edilememesi durumunda,eşi cezalandırmak için çocuğunu öldürebilen ebeveynleri,haberlerde TV’lerde görüyoruz.Bir insana evladını kaybetme acısı kadar ızdırap yaşatan bir şey yoktur herhalde.Ama düşünün ki,nasıl bir ruh hali hakimiyeti oluşuyor ki,eşe verdiğini düşündüğü ceza,aslında bireyin kendine verdiği en tepe ızdıraptır.Bu bir körleşmedir,insanlığı terk etmedir.

Sevgili dostlar,bu tip anormal davranışlara  hayatın her alanında rastlamak mümkündür.Bu durum,çocuklarımızın ruhsal gelişimini etkilediği kadar,toplumun esenliğini de etkiler.Bunun  için  dikkat edilmesi gereken temel husustur.

Kayıplarınızın arkasından,hayatla acı ile ilişki kurunuz ki,iyileşebilesiniz.Eğer öfke ile ilişkinizi kurarsanız,şiddet nöbetlerinde,düşman ve intikam sarmalında kaybolup gidersiniz.

Eğer bu olan bitenler ile ilgili düşünmez,çözüm üretmez ve yaşamın kıyısından her gün işlenen bu cinayetlere şahitlik edersek,insanlığın ölümünü seyredersek,hepimiz bu cinayetlerin katili olmasak da suç ortağı oluruz.Hepinizin düşününeceği umuduyla..

”Acı” iyileştiren,”Öfke” ise yok edendir.

Sevgiyle kalın.

Murat Kaçar

The post ACI,ÖFKE VE HAYATLA İLİŞKİ KURMAK.. appeared first on GSM | 0533 724 2974.

]]>
https://muratkacar.com/2594-2/feed/ 0
GEMİŞ,KÜLTÜR VARLIĞI VE TARİH NEDİR?NEDEN İHTİYACIMIZ VAR? https://muratkacar.com/gemiskultur-varligi-ve-tarih-nedirneden-ihtiyacimiz-var/ https://muratkacar.com/gemiskultur-varligi-ve-tarih-nedirneden-ihtiyacimiz-var/#respond Fri, 04 Sep 2020 10:18:17 +0000 https://mtkegitim.com/?p=2752 Merhaba, Çocuklarımızın ve gençlerimizin niteliklerini artırmak ve kavramlar üzerinde onların gelecek için yollarına ışık tutmak en önemli sorumluluğumuzdur. Şimdi, Tarih ve Geçmiş kavramlarını ele alıp yolculuğumuza başlayalım, düşünelim, düşündürelim. Geçmiş, bir zaman kavramı olup, bizim kontrol edemeyeceğimiz yani irademiz dışında yaşanan zaman dilimidir. Geçmiş biz istesek de istemesek de yaşadığımız anlardan oluşur. Bu süre içinde yaşanan olaylar bütününe …

The post GEMİŞ,KÜLTÜR VARLIĞI VE TARİH NEDİR?NEDEN İHTİYACIMIZ VAR? appeared first on GSM | 0533 724 2974.

]]>
Merhaba,

Çocuklarımızın ve gençlerimizin niteliklerini artırmak ve kavramlar üzerinde onların gelecek için yollarına ışık tutmak en önemli sorumluluğumuzdur.

Şimdi, Tarih ve Geçmiş kavramlarını ele alıp yolculuğumuza başlayalım, düşünelim, düşündürelim.

Geçmiş, bir zaman kavramı olup, bizim kontrol edemeyeceğimiz yani irademiz dışında yaşanan zaman dilimidir. Geçmiş biz istesek de istemesek de yaşadığımız anlardan oluşur. Bu süre içinde yaşanan olaylar bütününe geçmiş diyemeyiz. Bu nedenledir ki çok rahatlıkla telaffuz ettiğimiz ”Geçmişimiz” kavramı genelde yanlış kullanılmaktadır. Aslında bizi ilgilendiren bu kronolojik zamandan öte, bu zamanın içinde yaşananlar, olup bitenlerdir.

Geçmiş bu zaman içinde olan biten her şey ise KÜLTÜRÜMÜZÜ oluşturmaktadır. Geçen bu zaman içindeki olup bitenlerin bütünü içindeki bir zaman dilimini alıp, buradaki kültür varlığımıza ait her şeyi eleştirel olarak düşünüp anlamlandırıp, neden sonuç ilişkisine gitmemiz ise, TARİH halini almaktadır. İşte anlaşılacağı gibi geçmiş ve kültür bizden bağımsız oluşurken, tarih bizim bilincimizle üretimine katıldığımız bir süreçtir. Yani tarihi biz bilincimizle oluştururuz. Öyle ise her geçmiş zamana tarih demek doğru olmaz. Tarih için düşünme emeği gerekmektedir. Olanı biteni neden sonuç ilişkisinde idrak etmeden tarih oluşmaz.

Tarih bilmeye neden ihtiyaç duyarız? Çünkü bugünü anlayabilmek için, tarih gerekir. Bugün yaşananların temeli geçmişteki tarihsel süreç ile anlaşılabilir. Peki bugün zaten yaşanıyor, neden irdeleme ihtiyacı doğuyor? Çünkü bugünü çözümleyebildiğimiz anda geleceği inşa etmiş oluyoruz demektir. Çünkü geçmiş, eğer eleştirel düşünce ve  neden sonuç ilişkisi ile anlaşılamazsa tarihe dönüşemez. Yani bugünü çözümleyemeyen çocuklarımız, yarınlarını inşa edemez. Geçmiş geçmemiş olarak kalır. Böylece de yarınlara Kültür Mirası olarak taşınamaz. Bu geleceğe taşıyamama durumu ise, çocuklarımızı köksüz bırakır. Geçmişindeki Kültür Mirasını geleceğe taşıyamayan toplumlar köksüz kalır ki, bu ayakta durmalarını zorlaştırır. Bir bitkinin bile gelişimi durduğunda, toprağı çapalanır, köklerine bakılır, havalandırılır ki daha da gelişsin. Toplumların yarınlara ulaşması içinde TARİH olmazsa olmazdır. Bu gerçekleşmediği zaman çocuklarımızdan ne sosyolojik ne de teknolojik gelişim beklemek biraz saflık olacaktır.

Oysa günümüzde, çocuklarımıza tarih, geçmiş zaman gibi çok basit bir çerçevede verilmektedir. Hatta çocuklara sorsak, Tarih nedir? İhtiyacımız var mıdır? diye, alacağımız cevaplar çoğunlukla çok acı olacaktır. Genelde tarih nedir sorusuna verilen cevap, ”Derstir; en iyi ihtimalle eskiden atalarımızın yaşadıkları” olmaktadır. İkinci cevap azınlıkta bile denebilir. Hatta bir kısım çocuk ve öğretmen en iyi tarih dersi de hikayeleştirilen tarihtir derse, şaşırmayın. Oysa tarih, düşünce emeği isteyen, hikaye olamayacak kadar ciddi bir akıl ürünü çalışma olmalıdır. Çünkü test sınavları için ezberletilen, hikayeleştirilen sürece tarih demek mümkün değildir.

Bugünkü başarı ya da başarısızlıklarımızı, dünde ya da bir önceki günde aramak saflık olur. Bugün, belki yıllar hatta belki de asırlar öncesine kadar gidebilir. Yaşamda bir çok şey gibi tarih bilincini ya da tarih sürecini de satın almak mümkün değildir. Hatta finansal zenginliklerin varlığa dönüşmesi demek, işte bu ve benzeri entelektüel kavram ve çalışmalar için yatırım emeklerinden, aklın alın terinden geçer. O nedenle tembellikten vazgeçip ”Geçmişimizi, Tarih’e” dönüştürme sorumluluğumuz ve zorunluluğumuz vardır. Bu sorumluluğu taşımak yerine, tarih öğrettiğimizi zannettiğimiz test kağıtlarında ki doğru şıkkı bulma tiyatrosunun yanılsamasında kalırsak, çocuklarımızın tarihi olamayacağı gibi ne yazık ki geleceği de olamaz. Kendisi var olamayan bir neslin, üreteceği teknolojide olamaz. Çünkü hayalini kurduğumuz o teknolojiyi üretecek neslin, önce kendi tarih bilincini üretip, kendi kültür tarihi varlığına katkı yapması gerekir ki kök salabilsin, ”Kendisini üretebilsin” ve

Türkiye Cumhuriyeti’ni,
geleceğe taşıyabilsin.

Sevgilerimle

Murat KAÇAR

The post GEMİŞ,KÜLTÜR VARLIĞI VE TARİH NEDİR?NEDEN İHTİYACIMIZ VAR? appeared first on GSM | 0533 724 2974.

]]>
https://muratkacar.com/gemiskultur-varligi-ve-tarih-nedirneden-ihtiyacimiz-var/feed/ 0
NEDEN KİTAP OKUMALIYIZ? / 1 https://muratkacar.com/neden-kitap-okumaliyiz-1/ https://muratkacar.com/neden-kitap-okumaliyiz-1/#respond Sat, 29 Aug 2020 10:08:27 +0000 https://mtkegitim.com/?p=2569 Merhaba Sevgili Çocuklar, başlıktaki soruyu çok önemsiyorum.Çünkü yıllardır yaptığım çalışmalarda,okuyan ve okumayan çocukların başarı durumları birbirinin benzeri konumda görünmekte.Hatta buradan hareketle biz yetişkinleri gözlemlediğimde,hatta onların bireysel tarihlerine indiğimde de aynı benzerlikler ortaya çıkıyor. Yaşamdaki başarı her zaman test sonuçları ile örtüşmüyor.Çünkü,veriler öğrenciler tarafından ezberlenip bilgiye dönüşmediğinde  ne yazık ki yaşam başarısı gelmiyor.Yaşam içinde matematik,fen sadece …

The post NEDEN KİTAP OKUMALIYIZ? / 1 appeared first on GSM | 0533 724 2974.

]]>
Merhaba Sevgili Çocuklar,

başlıktaki soruyu çok önemsiyorum.Çünkü yıllardır yaptığım çalışmalarda,okuyan ve okumayan çocukların başarı durumları birbirinin benzeri konumda görünmekte.Hatta buradan hareketle biz yetişkinleri gözlemlediğimde,hatta onların bireysel tarihlerine indiğimde de aynı benzerlikler ortaya çıkıyor.

Yaşamdaki başarı her zaman test sonuçları ile örtüşmüyor.Çünkü,veriler öğrenciler tarafından ezberlenip bilgiye dönüşmediğinde  ne yazık ki yaşam başarısı gelmiyor.Yaşam içinde matematik,fen sadece bir ders olmanın ötesinde anlaşılması gereken bir durumdur.Matematik,Fen Bilimlerinin lisanıdır.Yani biz matematiği,feni anlamak için öğreniriz.Çünkü yaşamda olan bitenler,fen ile açıklanacaksa,bu açıklamanın bir dili olmalıdır.İşte o dildir,matematik.Eğer matematik konusunda gelişim gösteremezsek,feni anlamlandırıp geliştiremeyiz.Düşünün ki,sadece dört işlem yapıyorsunuz.Bu bireyin fende ileri teknoloji,astronomi,tıp ya da sosyal bilimlerde ilerleme kaydetmesi mümkün müdür?Bence mümkün değil.Hatta Türkçe öğrenmesi bile zordur.Çünkü dil yapısaldır.Yapısal olmak,bir nevi tekrar eden yapı mantığı içinde şekillenir.Buna matematikte fraktal yapılar deniyor mesala..Örneğin,bilirsiniz ki,dilimizde önce özne+nesne+yüklem yapısı mevcuttur.Bu çok basit yapı,Türk dili için geçerli olup,bir fonksiyonel yapıdır.Alman dilinde yapı farklı,başka bir fonksiyon söz konusudur.

Nasıl matematik dilini bilemediğimizde,fen gelişmiyorsa,kitap okumadığımızda da konuştuğumuz dil gelişemiyor.Peki Dünyanın ”140 karekterle konuştuğu??,İletişimde çığır açtığı??” şu günlerde,neden daha fazla dilin gelişmesini isteriz ki?Bence ana soru bu olmalıdır.Çünkü,düşünmek ve analiz yapmak için dile ihtiyaç vardır.Düşünce dediğimiz süreçte,insan kendi kendine konuşur.Bu konuşmalarının sonucunda bir kanaati oluşur,sonuca ve karara gider.İşte düşüncenin sınırlarını belirleyen en önemli kaldıraç, dildir.Eğer dili sınırlandırırsak,düşüncemizi sınırlandırmış oluyoruz demektir.Düşüncenin sınırlanması ise,öncelikle kendimizi inşaa edememek ile birlikte,üretkenliğimizin sonu olacaktır.Daha kendini üretemeyen bir toplum nasıl olurda ileri teknolojiye ulaşabilir,onu üretebilir ki?Bu pek mümkün olmasa gerek.Hayallerimizi süsleyen,katma değerli,ileri teknoloji ürünlerini tüketen ya da yalnızca teknisyenliğini yaparak montajcı gençler değilde,üreten ve ihraç eden olmak istiyorsanız okumak ve dilinizi geliştirerek,düşünme kalitenizi yükseltmek zorundasınız.Çünkü hatayı azaltmak için,fazla veri işlemeye ihtiyaç vardır.İşlenen veri arttıkça,hata azalır.Bu nedenledir ki,halihazırda insan makineye göre bazı alanlarda daha az hatalıdır.Ancak görmekteyiz ki ileri düzeyde,fazlaca veri işleyerek artık makinelere neredeyse duygu yüklenmek üzere.Bu ise,artık harika makinelere,insandan az hata yapan robotik yapılara ulaşmak demektir.İnsansız araçların,insan marifetiyle kullanılana göre daha az hata yaptığı gerçeğine götürür bizi.

O zaman biz insanlarda fazla veri işleyerek daha az hata yapar hale gelebiliriz.Bunun için algı sınırlarımızı genişletmeye ihtiyacımız vardır.Algı sınırlarının genişlemesi  için, baktıklarımızı görmeye,işittiklerimizi duymaya daha fazla ihtiyacımız var demektir.Tüm bunları algılamak  için,zenginleşmiş bir dile ihtiyaç duyarız.Bunun için ise,bolca,nitelikli okumalara,okuduklarımızı tartışmaya ihtiyacımız var.Okudukça dil zenginleşiyor,zenginleştikçe algı sınırları genişliyor,algı genişledikçe,düşünülenlerin niteliği ve sınırları genişliyor,içerik zenginleşiyor,hayaller genişliyor ve oyun kurucu oluyorsunuz demektir.Unutmayalım ki 70 yılların başında birilerinin hayalleri olan uzay gemileri filmleri,bugün gerçek oluyor.Tek çaremiz,kendimizi sınırlamamak,zengin bir dile,edebiyata,okumaya  ve dolayısı ile bilime,teknolojiye yelken açmaktır.Okumazsanız sevgili gençler,bakakalırsınız giden geminin ardından!!!Zenginleşmiş bir dilin algı yelpazesi 140 karakter gibi dar bir kalıpla  sınırlanamaz.140 karekterle iletişim kurduğunuz,konuştuğunuz yanılsamasında,sadece iletişim aygıtıyla gevezelik etmiş olursunuz.Konuşmakla gevezelik etmek ise başka şeylerdir malum..

Bol miktarda okumanız dileğiyle,

Sevgiler,

Murat Kaçar

 

 

The post NEDEN KİTAP OKUMALIYIZ? / 1 appeared first on GSM | 0533 724 2974.

]]>
https://muratkacar.com/neden-kitap-okumaliyiz-1/feed/ 0
Felsefeye neden ihtiyacımız var? https://muratkacar.com/felsefeye-neden-ihtiyacimiz-var/ https://muratkacar.com/felsefeye-neden-ihtiyacimiz-var/#respond Fri, 15 May 2020 20:03:15 +0000 https://mtkegitim.com/?p=2403 Sevgili çocuklar merhaba, Felsefeye neden ihtiyacımız var sorusuna,felsefenin temel sorusu ile başlamalı..‘’Nedir?’’ Öyle ise bu durumda,felsefe nedir? Benim algıladığım ve bu soruya verebileceğim cevap:Felsefe,doğru soru sorma sanatıdır.Eğer olaylar ve düşünceler karşısında doğru soruları sorarak,sorguluyorsak birey olarak artık eleştirel düşünceye doğru yolculuğa çıkmışız demektir.Duyduğunuz her şey aslında birer düşüncedir.Ancak akşam duyduğunuz bir düşüncenin üzerinde düşünüyorsanız,işte eleştirel …

The post Felsefeye neden ihtiyacımız var? appeared first on GSM | 0533 724 2974.

]]>
Sevgili çocuklar merhaba,

Felsefeye neden ihtiyacımız var sorusuna,felsefenin temel sorusu ile başlamalı..‘’Nedir?’’
Öyle ise bu durumda,felsefe nedir?
Benim algıladığım ve bu soruya verebileceğim cevap:Felsefe,doğru soru sorma sanatıdır.Eğer olaylar ve düşünceler karşısında doğru soruları sorarak,sorguluyorsak birey olarak artık eleştirel düşünceye doğru yolculuğa çıkmışız demektir.Duyduğunuz her şey aslında birer düşüncedir.Ancak akşam duyduğunuz bir düşüncenin üzerinde düşünüyorsanız,işte eleştirel düşünce budur.Çünkü artık var olan düşüncenin sindirimini yapıyorsunuz demektir.Fiziksel sindirimde olduğu gibi,düşünce sindiriminde de birey üzerinde düşündüğü düşünce sonunda,kendine faydalı olanı alacak kalanı ise,zihninden çıkaracaktır.İşte bireyde kalan düşüncenin bu kısmına bilgi denilecektir.Bilgi halini alan düşünce bundan sonraki yaşamda sizinle beraber daima kalacaktır.Üzerinde düşünülmemiş bir düşünce, tamamen faydalıda olsa faydasızda olsa,kaybolup gidecektir.Sınav öncesi düşünülmeden ezberlenen,sınavdan hemen sonra unutulan her verinin,unutulma nedeni budur.Eleştirel yaklaşmamaktır.
Görmüş olduğunuz matematik,fizik,kimya,coğrafya,tarih…. derslerinizdeki olguları,eğer felsefi yönden incelemezseniz sadece ezberlemiş olursunuz.Günü kurtarırsınız belki…Oysa ki size sunulan her veriyi,
*Bu bilgi nedir?
*Neyi bilmemiz gerekir?
*Bu bilgi bilinebilir mi,sınırı var mı?
*Gerçek dediğiniz bilgi,gerçekten gerçek midir?
Eğer bu sorgulamaları yaparsanız,bunu öğrenme metodunuzun içine katarsanız,artık sizde kalıcı bilgilenme süreçleri başlar.Böylece formül ezberlemek zorunda kalmadan,nedenlerini anlamış olursunuz.Tabii bu süreçler sizler kadar meslektaşlarım sevgili öğretmen arkadaşlarımında hayatına sokması gereken bir durumdur.Çünkü siz çocukların sorgulamasının önündeki en büyük engel yetişkinlerdir.Bizler bu konuda kendimizi eleştirebildiğimiz ölçüde siz ezberden kurtulur,akademik başarılarınızı perçinlersiniz.Bu konuda ki öğretmenleriniz ve ebeveynleriniz ile işbirliğiniz çok değerlidir.Çünkü biz öğretmenler ve ebeveynler olarak sorularınızı cevaplama sorumluluğuna sahibiz.Eğer cevaplamak yerine kızıyor,hiddetleniyorsak,bilin ki sorunuzu cevaplama kapasitemiz ya da size vercek cevabımız yoktur.Korkmuşuzdur,ama siz pes etmeyin,sormaya,araştırıp,sorunuzun cevabını tüm kaynaklardan bulmaya çalışın derim.
Sorguladıkça derinlemesine düşünür,düşündükçe daha rafine bilgiye ulaşır,kendinize daha çok değer katmış olursunuz.Doğru soru soran birey,daha çok merak eder.Bu merak,bilgi eşliğinde özgürlüğe ve yaratıcılığa götürür.Özgürlük ve yaratıcılık ise ‘’ yaşama sanatı ” treninin vagonlarından biridir.Özgür birey daha çok sanata koşar,sanatla,daha da var olur.Yaşamda var oldukça,başarıdan başarıya koşar.

Sevgilerimle,

Murat Kaçar

The post Felsefeye neden ihtiyacımız var? appeared first on GSM | 0533 724 2974.

]]>
https://muratkacar.com/felsefeye-neden-ihtiyacimiz-var/feed/ 0
SINAV PANİĞİNİZ VE ÖĞRETİLMİŞ ÇARESİZLİĞİNİZ ÜZERİNE… https://muratkacar.com/sinav-paniginiz-ve-ogretilmis-caresizliginiz-uzerine/ https://muratkacar.com/sinav-paniginiz-ve-ogretilmis-caresizliginiz-uzerine/#respond Sat, 02 May 2020 15:24:05 +0000 https://mtkegitim.com/?p=2534   Sevgili çocuklar merhaba, temponuzun arttığı şu günlerde bazı çocuklarımızda panik olma durumu oluşabilmektedir. *Acaba yapabilecek miyim? *Başkaları yapabiliyor,ama ben zaten yapamam. *İyi okula girmem imkansız,çünkü benim ”geometri,fizik kafam yok!” *Ben bu kadar zorlanırken bu kadar konu nasıl biter,kesin yapamam ben… *Benim okulumdan çok daha iyi okullara giden bir sürü öğrenci var. *Bizim sınıftaki bir …

The post SINAV PANİĞİNİZ VE ÖĞRETİLMİŞ ÇARESİZLİĞİNİZ ÜZERİNE… appeared first on GSM | 0533 724 2974.

]]>

 

Sevgili çocuklar merhaba,

temponuzun arttığı şu günlerde bazı çocuklarımızda panik olma durumu oluşabilmektedir.

*Acaba yapabilecek miyim?

*Başkaları yapabiliyor,ama ben zaten yapamam.

*İyi okula girmem imkansız,çünkü benim ”geometri,fizik kafam yok!”

*Ben bu kadar zorlanırken bu kadar konu nasıl biter,kesin yapamam ben…

*Benim okulumdan çok daha iyi okullara giden bir sürü öğrenci var.

*Bizim sınıftaki bir çok arkadaşım daha soru sorulurken cevaplıyor,ben sadece bakıyorum..

Yukarıda sıraladığım iç sesinizin söylediklerini çoğaltmamız mümkün.Ancak,bir çoğunuzun iç sesinin nedeni ”size öğretilmiş olan çaresizliktir!”Bu bir çok birey için ne yazık ki çok erken yaşlarda ebeveynler ile başlayan sonrasında öğretmenler ile devam eden olumsuz bir süreçtir.

*Elma soymak isteyen çocuğa,elini kesersin bırak diye kızmak,

*Su içmek istemeyen çocuğa,zorla su içirmek,

*Doyduğunu söyleyen çocuğa,aldırış etmeden zorla yemek yedirmek,

*Çocukları korumak adına yaşama ait tüm sorunları ebeveynin çözmesi,

*Öğretmenlerinin sürekli konuların zorluğundan bahsetmesi,

*Öğretmenlerin cocuklara başarısızlık duygusu yükleyerek başardıklarından çok başaramadıklarını gösterip, cesaretlerini kırmaları gibi..

”İyi niyetle yapıldığından kuşku duymadığım”bu davranışlara maruz kalan  çocuklarımız, birey olabilmeleri için çok önemli olan ”Kendiliklerini” geliştiremedikleri gibi birer yetişkin olup yaşamları içindeki sınavlardan biri olan lise ya da üniversite sınavlarına hazırlık süreçlerinde de kendilerini yetersiz ve zorluklarla mücadelede başarısız hissetmeketedirler.Oysa gözlemlerimizde birçok öğrenci için,bu durum gerçeği yansıtmamaktadır.Öğrenci bahsi geçen iç sesinin oluşturduğu korku sarmalından çıkabilirse olası başarısının önündeki en büyük engel kalkmış olacak belki de..Böyle bir çaresizlik içinde yaptıkları davranış:

*Çalışmayı bırakıp,başarısızlık korkusuna teslim olmak ya da

*Mutlaka bir öğretmenle ve/veya ebeveyn ile sembiyotik ders çalışma ilişkisi kurmak oluyor.

Bu durumdaki bir öğrenci için faydalı çalışma yapmak,artık zora girmiş demektir.Akademik fayda oluşturulsa bile süreçteki  psikolojik zedelenme nedeniyle yaşam başarısına katkı oluşamamaktadır.Oysa bu tür sınavlara hazırlık,aslında yaşama hazırlıktan öte birşey değildir.

Kıymetli öğrenciler,okduğunuz okulları bu kadar değerli kılan şey aslında ‘sizin kıymetli’ oluşunuzdur.Lütfen sizlere unutturulan kendilik değerinize sahip çıkın ve korkmayın!Yaşamınız korkmanız için kısa,yaşamanız için yeteri kadar uzundur.Kazanmadan daha önce,asıl olan, mücadele etmenizdir.Hayatta mücadele ettiğiniz sürece başarma şansınız olabilecektir..Aksi takdirde sahip olduğunuz nesnel varlıklarla kendiliğinizi ortaya koyamayacağınız gibi gelecek yaşamınızı insan bağımlılıklarına açık hale getirmiş olursunuz.

Eğer gerçekten başarmak istiyorsanız,bunu başarmak için kendi hayatınızın dümenine geçip,siz mücadele etmelisiniz..

Tüm çabanıza rağmen süreci tek başınıza yönetmekte zorlanıyorsanız,uzman bir psikolog ya da hekimden öneri almanızı tavsiye ederim.

Unutmayın ki Edison ampulü ilk denemesinde bulmadı 🙂

Yaşam başarınız bol olsun.

Sevgilerimle,

mk

 

 

The post SINAV PANİĞİNİZ VE ÖĞRETİLMİŞ ÇARESİZLİĞİNİZ ÜZERİNE… appeared first on GSM | 0533 724 2974.

]]>
https://muratkacar.com/sinav-paniginiz-ve-ogretilmis-caresizliginiz-uzerine/feed/ 0