KAYBETMEYİ, KAYBETMEMEK!!!

Sevgili Dostlar merhaba,

yaşamdaki kavramlar çok değerlidir.Bir bireyin yaşamını inşaa ederken en kıymetli kılavuzu,kavramlar üzerinde düşünme olacaktır.Bir gencin kavram üzerinde düşünce emeğini esirgememeyi öğrenmesi,kendisinin neden sonuç ilişkisi oluşturması açısından hayatidir.

Sizlerle ”KAYBETME” kavramı üzerinde tartışmak istiyorum.

Günümüz popüler kültüründe kaybetmemek üzerine kurulu bir algı söz konusudur.Bu durum toplumsal yapımızı o kadar kuşatmaktadır ki,çocuklar,gençler hatta yetişkin,iyi öğretimli bireyler bile kazanma bağımlısı haline dönüşebiliyorlar.Küçücük bir çocuk bakıyorsunuz ki parkta oyunu kaybetmeyi başaramadığı için arkadaşıyla kavgaya tutuşuyor,hatta küsüyorlar birbirlerine..TEOG sınavı,üniversite sınavı hepsi aynı travmatik durumu oluşturuyor.TEOG da full+full yapmadığınızda iyi bir okula girmek hayal oluyor diyerek,daha 6,7,8.sınıfa giden minicik beyinlere asla kaybetme lüksün yok deniyor.Veli ya da öğretmen tarafından,bu hayatta ”Büyük Adam” olmak için,sıfır hata yapman lazım pompalanmaktadır. Ya ”Adam” olmak için kaç yapmak lazım acaba?Bu pek bahsedilmez genelde,neden?Çünkü kervan yolda düzülür,hele bir kazansın sonra bakarız durumudur bu.Oysa anne sütü,bir çocuğa 0-6 ay arası verilirse,ilaçtır.Ama 5 yaşında verilirse,musluk suyundan farkı yoktur.Yani doğru zamanda doğru değeri vermek önemlidir,yoksa değer,değer olmaktan çıkar..İşte bu algı içinde kazanmak için öğretildiği yanılgısına düşülen,sadece ezberden öteye geçemeyen matematik,fen vs derslerdeki veriler ne yazık ki bilgiye dönüşemeden unutulup yok olup gitmekte.Çünkü amaç sindirmek,anlamlandırmak ve hayata entegre etmek yerine sınavı kazanmak,kaybetmemek!Bunun doğal sonucu olarak ülke olarak istenen başarı da hayal olmakta,çocuklarımız yüksek teknolojiye ne yazık ki istenen süratte ulaşamamaktadır.Diplomalı bilgisizler topluluğunu oluşturmaktadır.Çünkü sınav süreçlerinde sadece verileri ezberlemekte olup asla,veriler üzerinde düşünme eylemi için emek harcamamaktadırlar.Enerjilerini,kof ezberleme için harcamaktadırlar.Bu durumda veri bilgiye dönüşememekte ve silinip gitmektedir.Sonuç olarak çocuk diplomaya ulaşıp,bilgiye ulaşamamaktadır.Bu durum,istihdamda gencin önündeki engel halini alıyor..Çünkü nitelikli iş gücüne katma değer yaratacak eleman olmaktan uzaklaşıyor.

Gençlerimize bakalım.Birbirleri ile  spor adına savaş eder hale geliyorlar.Spor neydi acaba diye düşündüğümüzde,aslında insanın ruh ve beden sağlığı açısından kıymetli,sosyolojik açıdan ise barışı,dostluğu geliştirecek,sağlamlaştıracak faaliyet ve organizasyonların bütünüdür.Oysa okullar arası müsabakalara baksanız,çocuklar birbirini hastanelik ediyor,kulüpler arası olana baksanız birbirlerini tokatlıyor,bıçaklıyor,hatta öldürüyorlar.Uluslararası yarışmalar deseniz,doping denen zehirli kimyasallarla gençler zehirleniyor,hayatlarını kazanma uğruna heba ediyorlar.Sorumsuzluk kazanma adına almış başını gidiyor.Kazanma adına ölümle raks ediyorlar.Koca koca bireylerin nasılda insansızlaştığını görüyorsunuz.

Gelin TV yarışmalarına ha keza..Kazanma adına her türlü fiziki,sözlü ya da manevi şiddet insanları boğuyor.Çünkü kazanan şu kadar para ödülü,bir dizi oyunculuğu ya da görsel dünyada bir figüranlık hayalinde..Oysa karşılığında ödedikleri bedel ise,hayatları.Çünkü yaşanan ruhsal çöküntü sonucu,aslında daha fiziken ölümle tanışmadan,bedenleri ruhlarının mezarı haline dönüşmekte.Boyutlarını kaybettikleri açık hava mezarının içinde kazanma oyununda köşe kapmaca oynuyorlar,ama farkındalıkları yok.Neden?Çünkü sadece kazanmaya programlanan beyinleri,kaybetmeyi bilmiyor.

Dostlarım,bir insanın en önemli güçlerinden biri kaybetmeyi başarmasıdır.Her kayıp,başarısızlık değildir.Başarısızlık,kaybetmeyi kaybetmektir.”Kaybetmeyi,kaybetmek demek;insanı insan yapan tüm değerleri kaybetmektir.”Bu durumda bireyin varlığından söz etmek söz konusu dahi olamaz.Öyle ise,kazanma adına yapılan değer yitimlerinin bedelleri hayatın yılları ile ödenmekte olup,an evvel bunun farkındalığını tüm çocuklara öğretmeliyiz/öğretmelisiniz.

Sevgilerimle,

Murat Kaçar

 

NEDEN KİTAP OKUMALIYIZ ? / 2

Sevgili Dostlarım merhaba,

yazımızın 2.bölümüne de başlamak istediğim konu kitap okumanın dilimizi nasıl geliştireceğidir.

Kitap okurken zaman zaman bilemediğimiz kelimeler,atasözleri,deyimler vs ile karşılaşabiliyoruz.Bu durumlarda dönüp bunlarla ilgili araştırma yaptığımızda sadece sözcük hazinemiz genişlemekle kalmıyor,aynı zamanda  bunları doğru yerlerde kullanmayıda öğreniyoruz.İyi bir okuyucu olduğunuzda  görürsünüz ki,kelimeleri uygun kombinasyonlara alara,yani işin matematiğini yani doğru dizilişleri yaparak konuyu gündeme alıyorsunuz.Bu durumda kendinizi ifade etme ya da karşınızdakinin sizi anlama oranı artmaktadır.İşte günümüz insanı okumayı bir angarya gibi görüp,ne gerek var diye düşünürken,anlama ya da anlatabilme yeteneğini zayıflatmaktadır.Bu ise orta vade de iş arayışında olan gençler için önemli sorun yumağı oluşturuyor.Üretken bir çalışma ve iş gücü yaratabilmek için,anlamak,anlatabilmek esastır.Bunun temeli ancak okuma ile atılabilir ve inşaa edilebilir.Aksi durumda ne iyi memur ne de iyi bir yönetici olabilirsiniz.Tüm bunlar için iletişim esastır.İletişim için gelişmiş,geniş perspektifli dil esastır.Dilin geniş çerçevesi ise okuyarak hayata geçirilebilir.Yoksa elinizdeki teknolojik oyuncaklarla değil.İletişim için öncelik insandır.İletişim cihazları sadece bir araçtır.Ancak aracı kullanacak insan.Eğer insan aracı doğru kullanmazsa ne yazık ki,aracın kullanımı amacına ulaşmaz,ulaşamaz.Eğer iletişimi yalnızca cihaza bırakırsanız,cihazın ya da cihazı hazırlayanın istediği kadar iletişim gerçekleşir.Asıl olan ise,sizin istediğiniz kadar gerçekleşmesidir.

İnsanlar okurken,okudukları kitabın öznesi olurlar.Yani o kitaptaki baş kahramanın yerine kendilerini koyarlar.Bu istem dışı gerçekleşir.Bu durumda ise,olan biten olaylar örgüsünde,kendilerini düşünürler.Acaba ben olsam ne olurdu,ne yapardım gibi uzayıp gidecek sorgulamalar başlar.Kendilerinin yaşam öykülerine benzeterek ilerleyenler olabilir.Hepsinde ortak payda ise,düşünme eyleminin gerçekleşmesidir.Okumanın en temel amaçlarından biridir düşünme eylemini hayata geçirmek.Hatta içinden çıkılamayan durumlar olabilir.Bu anlarda ise,üzerinde çalışma,araştırma ya da başkaları ile tartışma yaratarak olaylar örgüsünü enine boyuna analiz etme durumu ortaya çıkar.İşte tüm aktiviteler,bireyin inşasında çok ama çok önemlidir.Bizi asıl geliştiren budur.İnsanlar bu okumaları yapmayarak yaşam başarısı elde etmeyi nasıl hayal edebiliyorlar anlamakta güçlük çekiyorum hatta anlayamıyorum çoğu zaman..Ama hadi oradan,hiç okumadan bir sürü para kazanan derseniz,susma hakkımı kullanmak istediğimi belirtirim.

Çünkü,’‘Bazı insanlar kazandıkları paralarını harcar,bazı insanları da kazandıkları para harcar.”diye düşünüyorum.

Tüm bunlara değinmişken konu,her kitabı okursak olur mu sorusuna getirir beni..Tabii ki hayır.Çünkü her işte olduğu gibi,kaliteli okuma yaparsanız bahsi geçen noktaları yakalayabilirsiniz.İçi bomboş pembe,beyaz,mavi gibi anlamamın mümkün olmadığı kitap dizileri,yazlık kitaplar diye satılan ”Ne demekse yazlık kitap??” Bu nedenle okuduğunuzda sizi,hayatın içine alacak,düşündürecek bir kitap,en doğru kitap olacaktır.Ne yazık ki ülkemizde akademisyenler bile okudukları ve okuttukları ders kitaplarını,akademik kaynakları okuyarak kitap okudukları yanılsamasına kapılıyorlar.Elinize geçen her kitabı okumanız,yemek yerine abur cubur tüketmenizden farksızdır.Abur cubur tüketimin ise insan sağlığını nasıl bozduğu korkunç bir gerçektir.Öyle ise,abur cubur kitaplarında yaşam sağlığınızı bozacağı başka bir gerçektir.

Elinize geçen her kitabı değil,doğru kitabı okumanız dileğiyle sevgiler.

Murat Kaçar